maandag 1 januari 2007

 

Türkçe

27.12.2009
Ben öncelikle Caferi İnancını Tanıtma Derneği (Caferi-Der) tarafından Halkalı’daki Aşure Meydanı’nda düzenlenen “Evrensel Aşure Matem Gelecegimize isik tutacaktir ve hepsin cani gonulde bagligim gosterip ve umarim bunda sonra gercekleri gorup dogrunun yaninda olurlar tum islam alemin Matemin saygila aniyorum Ali Ogut Hollanda .

‘Bizi bölmek isteyen tuzaklara düşmeyeceğiz’

ASIM GÜNEŞ İstanbul DHA


Kerbela şehitlerini anmak için düzenlenen törende konuşan Baykal, “Facialar, insafsızlık, acı devam ediyor. Ne yazık ki Muaviyeler bitmedi. Ne yazık ki Yezitler bitmedi. Bunlar devam ettikçe bu olay unutulur mu?” dedi

Hz. Muhammed’in torunu, Hz. Ali’nin oğlu İmam Hüseyin ile 72 arkadaşının Kerbela Çölü’nde şehit edilişinin 1370. yıldönümü dolayısıyla dün İstanbul Halkalı’da “Evrensel Aşure Matem Merasimi” düzenlendi.
Törende konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “Birliğimizi dosta düşmana göstermek için buradayız. Bizi ayırmak, bölmek isteyen tuzaklara düşmeyeceğiz. Hep birlikte Türkiye’yi sahipleneceğiz. Herkes kendi inancıyla yaşamayı başaracaktır” dedi.
Caferi İnancını Tanıtma Derneği (Caferi-Der) tarafından Halkalı’daki Aşure Meydanı’nda düzenlenen “Evrensel Aşure Matem Merasimi”ne, Baykal’ın yanı sıra TBMM Başkan Vekili MHP Milletvekili Meral Akşener, CHP milletvekilleri Mehmet Sevigen, Mustafa Özyürek, Ali Kılıç, Yılmaz Ateş, Ensari Öğüt, eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, CHP İl Başkanı Gürsel Tekin, MHP İstanbul İl Başkanı İhsan Barutçu, İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, tarihçi İlber Ortaylı gibi isimler katıldı.
‘İnsafsızlık devam ediyor’
Topluluğa birlik mesajı veren ana muhalefet lideri Deniz Baykal, Ehl-i Beyt’in maruz kaldığı facianın benzerlerinin, zaman zaman halen yaşandığını anlatarak, şöyle konuştu: “Facialar, insafsızlık, acı devam ediyor. İnsanlık buna tepki gösterme ihtiyacı hissediyor, onun için buradasınız. Ne yazık ki Muaviyeler bitmedi. Ne yazık ki Yezitler bitmedi. Bunlar devam ettikçe bu olay unutulur mu?”
Ermeni, Kürt, Alevi, Roman açılımı yapıldığına dikkat çeken Türkiye Caferileri lideri Selahattin Özgündüz, hükümetin yürüttüğü açılımlara destek verdiklerini belirterek, “Caferi açılımı olacak mı?” diye sordu. Azeri ve Caferi toplumunun TBMM’de kapısını vuracağı bir kişinin olmamasının demokrasinin kusuru olduğunu söyleyen Özgündüz, “Parlamento çatısı altında herkes adaletli dağılırsa sorunlar çözülür. Kürdü, Türkü, Alevisi, Caferisi, Sünnisi biz bir bedeniz. Açılım falan da istemiyoruz” dedi

Siyahlar içinde gözyaşı
Binlerce kişinin, yasın sembolü siyah giysiler giyerek katıldıkları törende şehitler için gözyaşı döküldü. Törene katılanlar, akan kanları temsilen Türk Kızılayı’na kan bağışında bulundu. Sık sık salavat ve tekbir getiren vatandaşlar, “Lebbeyk Ya Hüseyn, Vay vay Hüseyn vay” diyerek Hz. Hüseyin’i andı. Zeynebiye Camii Alimi Hamit Turan’ın mersiyeler okuduğu tören, Zeynebiye Gençlik Tiyatrosu ekibinin “Hür ve Onurlu Duruşun adıdır Zeynep” oyunuyla son buldu.
Fotoğraf: OZAN GÜZELCE


Muaviye ve Yezit kimdir?
Emevi Hanedanı’nın ilk hükümdarı Muaviye, 657 yılında Hz. Ali’ye isyan ederek onunla savaştı. Muaviye, Hz. Ali’nin 661 yılında şehit edilmesinden sonra zor kullanarak İslam devletini ele geçirdi. Kendisinden sonra halifenin seçimle iş başına getirilmesini kabul etse de ölmeden önce oğlu Yezit’i halife seçtirdi. Hz. Muhammed’in torunu, Hz. Ali’nin oğlu Hüseyin, Yezit’in halifeliğini kabul etmedi. Yezit ile savaşmaya giden Hz. Hüseyin, 10 Ekim 680’de Irak’ta, bugün Kerbela kentinin bulunduğu yerde şehit edildi. Yandaşları ise, çölde susuz can verdi.



Tum Islam Aleminin Kurban Bayramin mubarek olsu.
Baskan Ali Ogut

AP’de zafer merkez sağın


AP’de zafer merkez sağın


Avrupa Birliği’ndeki 27 ülkeden Avrupa Parlamentosu’na (AP) 5 yıllığına gönderilecek 736 üyenin belirlenmesi için 4 gündür süren seçimler dün 19 ülkede sandıkların kapanmasıyla sona erdi.Yüzde 43 ile 30 yıllık tarihinin en düşük katılımına sahne olan yarıştan gelen ilk sonuçlara göre merkez sağ partiler güçlenerek çıktı. Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere dahil birçok ülkede en büyük rakipleri sosyalistlere fark atan merkez sağ partiler, kesin sonuçların açıklanmasıyla birlikte parlamentodaki yüzde 36’lık güçlerini daha da artırmayı bekliyorlar. Düşük katılımdan dolayı uç partilerin de oylarını bir miktar artırdığı seçimlerin en büyük kaybedeni sol grup oldu. Parlamentodaki Sosyalist Grup Başkanı Martin Schulz dün akşam partililere konuşurken bu durumu şöyle özetledi: "Bu gece, Avrupa’nın birçok ülkesindeki Sosyalistler için çok zor bir akşam."Siyasi analistler küresel ekonomik krizden dolayı sosyalist blokun alacağı oyların önemli olacağına vurgu yapıyorlardı. Nitekim bazı muhafazakar siyasetçiler, seçim sonuçlarının, şirket kurtarma gibi yollarla piyasaya müdahaleden kaçınma politikalarını haklı çıkardığını iddia ediyorlar.Öte yandan Almanya’dan 2, İngiltere ve Hollanda’dan da 1’er olmak üzere en az 4 Türk’ün AP’ye girmesi kesinleşti. Yunanistan’da ise Selanik’te bir caddeye Atatürk’ün adının verilmesini önerdiği için siyasi partiler tarafından ağır eleştirilere uğrayan Yeşiller Partisi’nin lideri Mihalis Tremopulos AP milletvekili seçildi. İsveç’te ise oyların yüzde 7’sini alan Korsan Partisi en az bir üyelik kazandı.
Sipans vakifi 2009 Eurovison Sarki yarismasinda turkiye tam 12 puan veriyoruz ve umariz Türkiye Hadise - Crazy For You (Düm Tek Tek)
ayne dilekleri ve istekleri yerine gelir ve ulkemizi iyi bir sekilde temsil ederler. umarim birinci gelirler ,onemli olan iyi bir yaris cikartmak ve temsil etmektir ayrica tum yarisan ulkelerde basarilar dilerim Ali Ogut Baskan .Email;aliogut@hotmail.com
Yarışma Tarihi:
12-14 Mayıs 2009 Yarı Finaller
16 Mayıs 2009 Final
Yer:
Moskova Arena Olympic Indoor Arena

Belli Olan Şarkılar:

Arnavutluk
Kejsi Tola - Më merr në ëndërr (Rüyana Beni Götür)

Belarus
Petr Elfimov - Eyes That Never Lie (Gözler Asla Yalan Söylemez)

Birleşik Krallık
Jade Ewen - My Time (Zamanım)

Bosna Hersek
Regina - Bistra Voda (Temiz Su)

Danimarka
Niels Brinck - Believe Again (Yeniden İnan)

Finlandiya
Waldo's People - Lose Control (Kontrol Dışı)

Fransa
Patricia Kaas - Et s'il fallait le faire (Eğer Mecbur Kalsaydım)

Hollanda
De Toppers - Shine (Parla)

Karadağ
Andrea Demirović - Just Get Out Of My Life (Sadece Çık Hayatımdan)

Romanya
Elena Gheorghe - The Balkan Girls (Balkan Kızları)

Slovenya
Quartissimo - Love Symphony (Aşk Senfonisi)

Türkiye
Hadise - Crazy For You (Düm Tek Tek)



Sipans vakif tum emegi gecenleri kutlariz ve daha iyi yillar bulusma umudiyle destegimizi vermeye haziriz .Onemli bir yarisma duzenlediginizden dolayi ayrica kutlarim. .Ali Ogut Zwolle




5. Avrupa Şiir Yarışması sona erdi

Amsterdam / M.Esra Turgut

11 senedir Hollanda’da yayın yapan Platform Dergisi öncülüğünde yapılan Avrupa Şiir Yarışmasının 5.sonuçlandı.Avrupa çapında yapılan yarışmayı bu sene Kadın Dergisi’ de destekledi. Yarışmaya Avrupa çapında büyük katılım oldu.Organizeden sorumlu Platform Dergisi Kültür Sanat editörü H.Kerim Ece dergimize özel açıklamalarda bulundu.

Hem katılımcılara hem de jüri üyeleri Doç. Rıdvan Canım, Ressam/şair Halil Gül ve drs. Hüseyin K. Ece’ye zahmetlerinden ve şiirleri değerlendirdiklerinden dolayı, ayrıca beş yıldan beri bu yarışmayı bir dergi gücüyle devam ettiren Platfom çalışanlarına, özellikle genel yayın yönetmeni Ebubekir Turgut Bey’e ve bu sene yarışmamızı destekleyen Kadın Dergisi yöneticilerine çok teşekkür ediyoruz.

5. Avrupa şiir yarışması başarıyla tamamlandı.

Yarışmaya Nerelerden Katılım oldu?

Yarışmaya Hollanda başta olmak üzere Almanya, Belçika, İngiltere, Avusturya, Kıbrıs, Amerika Birleşik Devletleri, Kırgızistan, Bulgaristan, Fransa, Danimarka, Yunanistan, Finlandiya, Kanada ve Japonya’dan 57 şair 123 şiiriyle katıldılar.

Yarışmada neyi dikkate aldınız?

Şiirler, Türkçeyi iyi kullanma, şiiriyet, üslub, ahenk gibi açılardan değerlendirildi. Üç jüri üyesinden en yüksek toplam puanı alan şiirler dereceye girdiler.

Yarışmadaki Amaç Nedir?

Tekrar hatırlatmak gerekir ki şiir yarışması asıl amaç değil, şiire, edebiyata, okuyup yazmaya bir teşviktir.

Değerlendirmeleri Nasıl Yaptınız?

Değerlendirmeler jüri üyelerinin mümkün olduğu kadar objektif bakışıyla yapıldı. Bu konuda matematiksel sonuç beklenmemeli. Derece alan şiirler en iyisi olmadığı gibi, dereceye giremeyenler kötü şiir değil. Sonuçta bir kaç tanesine derece verilmesi gerekiyordu. Jüri kendine göre en iyisini tesbit etmeye çalıştı. Başkaları derece alanla şiirler için, ‘bu şiir şu dereceyi almalıydı’ denileceği gibi, ‘bu şiir nasıl bu dereceyi aldı’ da denilebilir.

Yarışmaların sonucuna itirazlar oluyor mu?

Elbette herkesi memnun etmek mümkün değil. Üstelik herkesin kendine göre bir şiir zevki, beğendiği bir tarz, hoşlandığı biçim vardır.

Türkiye’den katılımcıları neden kabul etmiyorsunuz?

Ülkemizde başka organizelerin olduğu bir gerçek.Buna rağmen Türkiye’den yarışmamıza büyük talep var.. Şair arkadaşlara tekrar tekrar teşekkürler. Şiir yazma bu veya başka yarışmalarla sınırlı kalmamalı. Devam etmeli. Şiir bir nehir akışıdır. Hayat devam ettiği sürece şiir de kendi yatağında akacaktır. Biz Türkiye dışında da güzel şiirlerin yazılmasını, kaliteli şairlerin yetişmesini arzu ediyoruz. Ümit ediyoruz ki bu gibi faaliyetler bu amaca katkı sağlar.

5.Avrupa Şiir Yarışması nasıl sonuçlandı?

Yarışmada;

Birinciliğe: ABDULKADİR İNALTEKİN’in GURBETTEN ANNEME-1 adlı şiiri (Berlin-Almanya)

İkinciliğe: ŞAFAK YOLCU’nun SÖYLE ÇOCUK adlı şiiri (Kıbrıs)

Üçüncülüğe: MURAT ÖZER’in PERİŞANIM AŞKTAN ve ÇİLESİNDEN adlı şiiri ( ABD )

1. Mansiyona:ABDULKADİR İNALTEKİN’in OĞUL adlı şiiri

2. Mansiyona: İ İDRİS GÜNAYDIN KAN SEVGİLİ adlı şiiri

3. Mansiyona AHMET TERLİ YAHYA KEMAL’İ ANIYORUM adlı şiiri

4. Mansiyona: GÜNGÖR ŞENKAL’ın GÜL/DEĞİRMENİ adlı şiiri

5. Mansiyona: GÜLSARI FATMA SELVA SEZEN adlı şiiri layık görüldü.

--------------

Not: Bu sayımızda ilk üçe giren şiirleri önümüzde deki sayılarda da mansiyon alan şiirleri ve beğenilen şiirleri yayınlayacağız.

İyi okumalar dileğiyle.

BİRİNCİ

GURBETTEN ANNEME -1-

Yine hasretinle kaldım baş başa,

Şimdi bir köşeye kuruldum, anne!

Sadece bir serap gurbette, neşe,

Peşinde koşmaktan yoruldum, anne!

Sevdiğim nerede, seven nerede?

Arkamdan methedip, öğen nerede?

İtimat nerede, güven nerede?

En muhkem yerimden kırıldım, anne!

Sır verdim dostuma, aram açıldı,

Derdimi söyledim, yaram açıldı.

Akımı gösterdim, karam açıldı,

Ben, bana gücendim, darıldım, anne!

Her gece kâbusa döner düşlerim,

Figana çevrilir her gülüşlerim.

Ben beni boğazlar, beni şişlerim;

Bu gece çarmıha gerildim, anne!

Adsız şehitlerin yasını tuttum,

Yaşamanın adını da unuttum...

Kurtulayım, diye ölümü yuttum,

Ben kendi ölümde dirildim, anne!

Anne, gurbet değil beni ağlatan.

Neden baştanbaşa garip bu, Vatan?

Her karış toprakta şüheda yatan.

Ben o diyarlardan soruldum, anne!

Tarih boyu ağıt yakan ben oldum,

İki gözü yaşlı bakan ben oldum,

Zulüm gören, boyun büken ben oldum,

Heyhat! Yine hakir görüldüm, anne!

Lübnan'da hedefe diktiler beni,

Keşmir’de odlara yaktılar beni.

Cezayir’de ipe çektiler beni,

Bosna’da anlımdan vuruldum, anne!

Çeçenya’da kanım aktı, sel gibi,

Karabağ'da kopardılar, gül gibi,

Öz yurdumda garip kaldım, el gibi;

Yine öz yurduma sürüldüm, anne!

Dünyaya gözümü açtım, Gazze’de,

Nefes nefes acı içtim, Gazze’de.

Kendi kefenimi biçtim Gazze’de,

Akan kanlar ile yoğruldum, anne!

Kaldı mı yaşamak: gözyaşı, figan?

İnsan avcıları kan kusuyor, kan!

Bir tarafta Irak, bir yanda Afgan!..

Kimin için kurban verildim, anne?

Hayalin ömrüme ziyafet oldu,

Seni, düşte görmek kifayet oldu.

Ömrüm baştanbaşa sefalet oldu,

İtildim, kakıldım, yerildim anne!

Düşüncemde, hayalimde sen varsın,

Beni bu dünyada tek sen anlarsın.

Varlığın ruhumu sımsıcak sarsın,

Yine hasretine sarıldım, anne!

Berlin -1996

AbdulKadir İnaltekin/ Berlin -Almanya

İKİNCİ

SÖYLE ÇOCUK !

Hangisini anlatsam sana çocuk?

Bir keşmekeş ki hüküm sürer içimde

Benim diğer adım; yokluk !

Elimin tersiyle itip bir kenara

Tüm sevda şiirlerimi,

Bugün ilk kez ağlıyorum karşında

Kanatırcasına gözlerimi...

Bak;

Alnımın orta yerinde bir yetim

Göz pınarlarımda titriyor yetmişlik bir nine

Tam ortasında yüreğimin, bağdaş kurdu bu gece

Maaş kuyruğunda can veren Batman'lı bir dede...

Bir yanım sevda, bir yanım yokluk

Utanıyorum çocuk...

Hangisine yanayım şimdi çocuk?

Söyle hangi çerçeveye koymalı şimdi,

Bu vedanın resmini?

El verir mi bu kez ecel bana?

Alır mı beni bu gece kuytularına,

Sarı bir efkar denizi?

Söyle birleştirir mi o sahil, yeniden ellerimizi?

Bir yanda ayrılık, bir yanda yokluk

İçim acıyor çocuk...

Hani yalan dedin ya sözlerime

Hani "öldün artık" dedin

Ötesine geçememişiz demek ki

Boş siyasi söylemlerin...

Şimdi boş bakışlar oturtup gözlerime

Soğuk mevsimler gibi geçiyorum kapından

Geçer gibi, aç bir ulusun coğrafyasından

Bir yanda serçe yüreğim, bir yanda yokluk

Ağır yaralıyım çocuk...

Kimi neye inandırırsın ki çocuk !

Sen bile bana inanmazken

Kardeş kardeşi kırarken

Gömüleceğimiz yer topu topu beş karışken...

Oysa gözümüzü kapayıp, parmağımızı her bastığımızda

Huzur konuşlanmalıydı barış renkli atlaslarımızda

Söyle neden barut kokuyor tüm çiçekler

Filistin'de, Bağdat'ta ?

Hani en adil paylaşımdı mutluluk !

Bir yanda savaşlar, bir yanda yokluk

N'olur susma çocuk...

Ben hangi mevsimi tamamladım ki

Ne yasemin kokulu akşamlar

Ne eylülden kalma yıldızlar

Şimdi ruhumda bir sürü eşkiya

Göğsümde çöreklenmiş bir sonbahar

Başımda esiyor yaman poyrazlar

Bir yanım müfreze sancılar, bir yanım yokluk

Ölüyorum çocuk...

Şafak Yolcu / Kıbrıs

ÜÇÜNCÜ

PERİŞANIM AŞKDAN VE ÇİLESİNDEN

Aşktır beni böyle yakıp inleten,

Perişanım aşktan ve çilesinden.

Aşkından bir türlü olamam azat

İsmini kalbime yazmış da Hattat.

Aşkından divane olalı senin,

Ahu gözlerinden ibaret hayat.

Gençlik sevmesini bilmiyor deyip,

Seveni sevmemek ne büyük tezat!

Kalbin taş değilse eritir diye,

Sade gözyaşımdan umarım imdat.

Sen bir kızıl gülsün, bense bir gamlı

Bülbülüm dalında ederim feryat.

Yaramı elinle sarmandan başka

Yokdur bu derdimin çaresi heyhat!

Aşktır beni böyle yakıp inleten,

Perişanım aşktan ve çilesinden.

Eskidikçe artar kalbde değeri,

Sevilmeden sevmek aşkın hüneri.

Kalbime verdiği bu ıstırabdan

Yok mudur kalbinin hala haberi?

Yaşadığım artık bir başka alem

Sevdana düştüğüm o günden beri.

Sen kömür sanırsın yanık kalbimi,

Elmasa dönmüştür özü, cevheri.

Elinle yaktığın bir çıra kadar

Kalbimin yanında yok mu değeri?

Aşkımdır, aşkımdır, inan aşkımdır

Derin gözlerinin son şaheseri.

Aşktır beni böyle yakıp inleten,

Perişanım aşktan ve çilesinden.

Saçılır kalbimdem, ruhumdan her dem

Semaya mutluluk yerine matem.

Yokmuş bu yangını söndürecek su,

Yanar, kavrulur bu ateşle sinem.

Vuslatın hayali bile çok uzak,

Hicrana razıyım, kaderim madem.

Uzaklardan bana bir nefes üfle,

Serinlenir kalbim olarak meltem.

Çok oldu kalbimde güller solalı,

Kapladı her yeri artik krizantem.

Lutfunu umarken kahrını sundun,

Asla geçmez etmek gönlümden sitem.

Aşktır beni böyle yakıp inleten,

Perişanım aşktan ve çilesinden.

Kalbde aşk gibi bir mücevher gerek,

Ruhda iman gibi bir cevher gerek.

Gönlünün kapısı niçin açılmaz,

Geri çevirdiğin kaç sefer gerek?

Aşkının elinde ben çaresizim,

Kalbini fethetmeğe ne hüner gerek.

Bir kere solumuş ruhum havanı,

Artık bana ne misk ne amber gerek.

Seninle olmamak için göz göze,

Yazılmaz olası bir kader gerek.

Değil mi ki sana gönül vermişim,

Bana gam ve hüzün ve keder gerek.

Aşktır beni böyle yakıp inleten,

Perişanım aşktan ve çilesinden.

Murat Özer / ABD


23 nisan Cocuk Bayramin Kutlarim.
29 mart secimlerinde
Pazarcik belediye baskani secilen Kamil Dalkara Kutlarim ve basarilar dilerim.
Ali Ogut Hollanda
25 Şubat 2009
Sipans nos haberlerinde edindiği bilgilere göre Ali Öğüt Bildiriyor.
THY uçağı bugün saat Hollanda saat ile 10;47 sıralarında dutsu ve büyük bir inişi gerçekleştiren öncelikle kaptan pilota gerçek basarîsin olduğu ve olu şayisin su ana kadar 9 olu çıvarından olduğu ve 6 agir yaralidir 84 kisin normal yaralidir üç parçayı bölünen uçağın arka ve orta bölümündeki parçalaman olduğun ve Hollanda nos 1 canili yayın sürdürdüğü ve Türk medyasın anca mucize diye bahsetmeleri inandirici olmadığı ne zaman doğru yayın yapacaklar ve budan bizleri bir daha medyan inandırmadığını ortaya çıkıyor ne yazki insanlar sağlıklı bilgilerin verilmesi daha doğru olur düşünüyorum.
14.Şubat 2009.

29 Mart Belediye Secim ile ilgili görüş
Değerlendirmesi
Pazarcık Belediye Başkan adaylarından Kamil Dalkara ve İbrahim Yilmazcan Başarılar dilerim umarım halkımız için Allahtan hayırlı olan seçilsin Her ikisinde benim çok sevdiğim değerli kişilerdir onun için bunlardan hangisi seçilirse Pazarcık halkı için iyi bir kazancı sayılır ve umarım halkımızda bunlar yakında takip edip oyların vereceklerdir. Ben Hollanda’dan bana düşen görev olursa gereken yaparım. Çünkü ben halkımıza hizmet etmekten memnun oluyum ve bizde bir söz vardır hizmet hak içindir derler onun için Bende önce Allah ve daha sonra Halkımız diyorum.
Saygılarımla Ali Öğüt Hollanda Sipans vâkıfın Başkanı
Mail:aliogut@Hotmail.com


14.Şubat 2009
Dünyadaki yasayan sevgin gerçekçi olmasın ve saygını daha iyi olması dilegile. Tüm sevgiler günün kutlarım
Sipans Başkanı Ali Öğüt

Kerbela'ya ilk mesaj 07.01.2009





Diyanet, Aleviler için büyük önem taşıyan Kerbela ile ilgili ilk kez mesaj yayınladı. Bardakoğlu "Beraberliği koruyalım" dedi.. Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu Alevilerin Kerbela olayında şehit olan Hz. Hüseyin ve arkadaşları için matem orucu tutanlara Muharrem ayında ilk kez Aşure mesajı yayınladı. Prof. Bardakoğlu, "Aşure Mesajı" başlığıyla yayınladığı mesajda, siyasi ihtiraslar uğruna Kerbela'da Hz. Hüseyin ve 70'den fazla arkadaşının şehit edilmesinin bütün Müslümanları derinden yaraladığını belirterek, bu zulmü reva görenlerin tarih karşısında ve vicdanlarda mahkûm edildiğini belirtti. Bardakoğlu, "Bütün Kerbela şehitlerini rahmetle anıyor, bütün Müslümanlara düşen görevin bu tür müessif olayların tekrarlanmasını önleyecek bir bilinç ve anlayışa sahip olarak kardeşlik, birlik ve beraberliğimizi korumak olduğunu hatırlatıyorum" dedi. TRT-1 HABER CEMEVİNDEN Bardakoğlu, SABAH'ın sorularını yanıtlarken ise şöyle konuştu: "Ortak duygumuzu yansıtan bir mesajdır. Bu mesaj birliği, sevgiyi ve saygıyı sağlamaya dönüktür. Bu yönde atılması gereken bir adım varsa biz atarız. Kerbela hepimizin acısıdır. 14 asır aynı acıyla hemhal olmak kadar benzeri acıları yaşamamak için ders çıkartıp, üzerimize düşeni yapmamız lazım." 10 Ekim 680'de Irak'taki Kerbela şehrinde Hz. Ali'nin oğlu ve Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin ile 72 arkadaşı, Emevi Halifesi Yezit'in ordusunca katledildi. Olay her yıl Şii, Alevi ve bazı Sünni Müslümanlarca Muharrem ayının 10'uncu günü olan Aşure Günü'nde etkinliklerle kınanıyor. TRT-1 bugün ana haber bültenini Karacaahmet Cemevi'nden yapacak, akşam da Muharrem Ayı temalı konser programı düzenlenecek.
Sayin Diyanet Isleri baskanin prof. Ali Bardakoğlu Yapmis oldugu Mesajdan dolayi iyi bir yaklasimdir ve cunku kitabimiz bir Allahmiz bir peygameimiz bir kisaca farkli bir kulture sahip oldugumuzda ve halkimizin yanlislarla dolu oldugu ama birlik beraberligimiz bunca zamanda beri sure gelmis nedense aleviler bir turlu ibadetleri kabul gorunmemis onun icin umarim hukumetimiz ve bu konuda gerkli adim bir an once atmis olur ve sorunlar cozulmus olur ve cahilik ortada kakmis olur yerin hosgoruye ve sevgiye birakir.Tum Islam Alemin Matemin cani gonulde Allah kabul etsin diyorum ,Saygilarimla
Ali Ogut Sipans Vakifin Baskan Hollanda

Muharrem Ayı ve Aşure Günü
TRT’den Alevilere Muharrem ayı sürprizi
TRT, bugün başlayacak İslamiyet’in kutsal aylarından Muharrem’de Alevilere yönelik yayın yapacak.

Alevilere Muharrem ayında TRT’den sürpriz yayın. Alevi dedeleri, ileri gelenleri oruç tutulacak 12 gün boyunca TRT ekranlarında olacak.
Muharrem’in 10. günü üç cemevinden canlı yayın yapılacak . Aleviler, Hz. Ali’nin oğlu İmam Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesi dolayısıyla Hicri takvimin birinci ayının ilk günü yani bugün 12 günlük matem orucuna başlıyorlar. Hürriyet’in haberine göre TRT, oruç tutulacak günlerde Aleviler’e özel programlar yapacak. Alevilik’le ilgili belgeseller, dini programlar, Kerbela’nın Alevi mezhebindeki önemine ilişkin programların yanı sıra Alevi dedeleri ve akademisyenler Alevilik üzerine konuşup tartışacaklar.
Her gün 10 dakikalık program TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’in verdiği bilgiye göre, "10 Muharrem" adlı 10 dakikalık program 12 gün sürecek ve iftar öncesi verilecek. "Acıyı bal eyledik", "Kerbela" adlı iki belgesel, 3’er bölüm olacak. Muharrem’in son günü yüzlerce Alevi sanatçının katılımıyla, Alevi-Bektaşi, Caferiler’in matem türkülerinin söyleneceği konser, 10 Ocak’taki Aşure Günü’nde TRT’den canlı yayınlanacak. 8 matem klibi de TRT’de gösterilecek. Sabah kuşağındaki "Gün be gün" adlı programa da her gün iki Alevi dedesi katılacak. Sekiz bölümlük, "Her gün Aşure" adlı program da ekranlara gelecek. Günlük rutin yayın akışının içine de Alevilerle ilgili haber ve programlar serpiştirilecek. Şahin: Bir yıllık rüyamdı Geçtiğimiz yıl 23 Kasım’da TRT Genel Müdürlüğü’ne atanan İbrahim Şahin, Muharrem ayı atağı için "Bir yıllık rüyamdı. Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız’ın iki gün önceki ’TRT, Alevi izleyicilerin hassasiyetini neden hatırlamaz. Biz de günde bir saatlik yayın yapmak istiyoruz’ eleştirisi nedeniyle değil, bir yıldır bu programı düşünüyordum. Çalışmalarımız çerçevesinde üç büyük cemevindeki çekimleri de geçtiğimiz hafta bitirmiştik.
TRT halkın televizyonu ve her kimliğe açık" dedi. Üç büyük cemevinden canlı yayın Muharrem’in onuncu günü olan 7 Ocak’ta, TRT gündüz kuşağında Ankara ve İstanbul’daki üç büyük cemevindeki Alevi etkinliklerine canlı yayında bağlanacak. İstanbul Halkalı’daki Aşure Meydanı’nda toplanan binlerce Alevi, Caferi ve Bektaşi de gün boyu TRT ekranında olacak. Akşam ana haber bülteni de İstanbul ya da Ankara’dan seçilen bir cemevinden sunulacak.
Şubatta Ermenice radyo TRT ile Ermeni Devlet Televizyonu, beş ay önce işbirliği anlaşması imzaladı. Bu anlaşmaya göre TRT 2009 Şubat’ında radyodan Ermenice yayın yapmaya başlıyor. Ardından TRT, Ermenice web sitesi açıyor ve bir yıl içinde Ermenice yayın yapan televizyon kanalını devreye sokmayı hedefliyor.
Sipans vakifi olark olumlu bir gelismedir ancak gec kalinmis bir durumdur bundan dolayida ginedede iyi bir baslangic sayiyorum .umarim devletimiz bu eksikleri kisa zamanda basarir ve gelecegi onun acmis olur ustundeki dusen gorevi yapmis olur.
Simdiden Tesekurlerim suarim .2009 Yili Baris ve hosgorun hakim oldugu ve sevginin oldug ve Allah sevgisin eksik olmadigi bir yil dilerim. Tum Insanliga aydinlik olsun dileyile sipans baskan Ali Ogut.
Başkan nasıl seçilecekDeğişimin avukatı
Başkanlık sistemiyle yönetilen ABD’de, başkan doğrudan halk tarafından seçilmiyor. Başkent ve 50 eyalette yaşayan halk, federal devletin başkanını belirleyecek seçiciler kurulunu oluşturmak üzere oy veriyor. Bu kurula gönderilen delegelere, "ikinci seçmen" deniyor.
Ülke genelindeki 538 ikinci seçmenin 270’ini kazanan, başkan oluyor. En kalabalık California’nın 55, ikinci sıradaki Teksas’ın 34 ikinci seçmeni var. Nüfusları en düşük 8 eyaletin ise sadece 3. İkinci seçmenlerin, fikir değiştirip rakip partiye oy vermesi yasak değil. Fakat bu, çok nadir görülüyor.
Başkent ve 48 eyalette uygulanan sisteme göre, seçimde bir oy dahi fazla alan aday, o eyalete ayrılan tüm ikinci seçmen sandalyelerini ele geçiriyor. Nebraska ve Maine eyaletleri ise, sandalyeleri, adayların oylarıyla orantılı olarak dağıtıyor.
İkinci seçmen sisteminin "kazanan hepsini alır" mantığı yüzünden, ülke genelinde daha az oy alan bir aday da, başkan seçilebiliyor. ABD tarihinde böyle üç Cumhuriyetçi başkan var. 19’uncu yüzyıl başkanları Rutherford Hayes ve Benjamin Harrison’ın yanısıra, son olarak 2000 seçimlerinde George W. Bush iktidara böyle gelmişti.
Başkan nasıl seçilecekABD’de yarın yapılacak başkanlık seçimlerinin favorisi, Demokrat Parti’nin adayı Barack Obama. Afrika kökenli ilk ABD Başkanı olmaya hazırlanan avukat ve akademisyen Senatör Obama, sadece siyasi programıyla değil, hayatı ve kişiliğiyle de "değişim" vaat ediyor.
Başkan nasıl seçilecek?
ANNESİ Kansaslı bir beyaz, babası ise Kenyalı bir siyah. 4 Ağustos 1961’de Hawaii’de doğan Barack Hussein Obama, ilkokulun bir sınıfını Endonezya’da okudu. 1988’de girdiği Harvard Üniversitesi’nde burslu olarak hukuk okuyan ve sınıfındaki 10 öğrenciden 9’unu not ortalamasında geride bırakan Obama, okulun çıkardığı prestejli "Harvard Law Review" dergisinin ilk Afrika kökenli Amerikalı başkanı seçilince ABD medyası ile tanıştı.
1996-2004 yılları arasında Illinois eyalet senatörü olan Obama, 2004 yılında ABD Senatosu’na seçildi. 2007 başında başkan aday adayı oldu ve Senatör Hillary Rodham Clinton ile girdiği önseçim mücadelesini geçen haziran ayında resmen Demokrat Parti Başkan Adayı seçilerek kazandı. Etkileyici bir hatip ve ABD’de çok satan iki kitabın yazarı. İşte her yönüyle, müstakbel ABD Başkanı:
Doğum tarihi : 4 Ağustos 1961, Hawaii.
Etnik köken: Baba Kenyalı bir siyah, anne Kansaslı bir beyaz. Atalarında, Çeroki Kızılderilisi, İrlanda ve İskoç kanı da var. Barack ismi, "bereket" kelimesinden geliyor. Göbek adı Hussein.
Dini ve mezhebi : Reformcu ve radikal olmayan bir cemaate sahip Hz. İsa’nın Birleşik Kilisesi’ne bağlı bir Protestan. Dedesi bir Müslümandı.
Eğitim durumu: İlkokula Endonezya’da, ortaokula Hawaii’de gitti. Columbia Üniversitesi’nde siyaset bilimi, Harvard’da hukuk okudu.
Mesleği: Avukat, akademisyen ve 2005’ten beri federal düzeyde Senatör.
Medeni hali: Michelle LeVaughn Robinson (44) ile evli. 10 ve 7 yaşlarında iki kız çocuk sahibi.
Askerlik durumu: Hiç askerlik yapmadı.
Lakabı: Ailesi ve arkadaşları ona "Barry" diyor, anneannesi ise "Bear" (Ayı). Gizli servis korumaların taktığı ad ise "Renegade" (Kaçak).
Hayatını değiştiren an: 2004’te Boston’daki Demokrat Parti Ulusal Kongresi’nde yaptığı etkileyici konuşma. Illinois’den Senatör adayı olan Obama, "Liberal ve muhafazar iki Amerika yok. Ayrılığı bir kenara bırakalım. Tek bir Amerika var, o da Amerika Birleşik Devletleri. Benim hayat hikayem, başka hiçbir ülkede mümkün olamazdı" dediği konuşmasıyla ilk kez dikkat çekmişti.
En çok tekrarladığı laf: "Bakın size bir şey söyleyeyim."
Mezar taşında ne yazacak: İyi ve dürüst bir adamdı. İyi bir baba ve kocaydı. Dünyayı daha iyi bir yer yapmak için kendisinden birşeyler verdi.
Kullandığı otomobil: Chrysler 300C
Evcil hayvanları: Henüz yok. Ama kaybetse de kazansa da, seçimden hemen sonra kızlarına bir köpek alma sözü verdi. Bu sayede kızlarından seçim desteği aldı.
Başlıca sloganları: "İnanabileceğimiz değişim" ve "Evet, yapabiliriz."
Başlıca vaatleri: Devletin aktif müdahalesiyle mali krizi çözmek. Orta sınıfın vergi yükünü azaltıp gelir dağılımında adalet sağlamak. Amerikan askerlerini Irak’tan çekmek ve Afganistan’da terörle mücadeleye hız vermek.
Rakipleri nasıl karaladı: Cumhuriyetçiler ona "Paris Hilton gibi bir meşhur" dediler. Genç kalabalıkları çekmesi nedeniyle "rock yıldızı" diye nitelendi. Gizli Müslüman olduğu, sosyalist eğilimleri bulunduğu ima edildi. CNN, ismini El Kaide lideri Usame bin Ladin ile karıştırdı.
Destekleyen ünlüler: George Clooney, Scarlett Johannson, Robert de Niro, Tom Hanks, Matt Damon, Halle Berry, Bruce Springsteen, Oprah Winfrey.
İstenmeyen destekçileri: Hamas, Hizbullah ve İran Yönetimi.
Bir numaralı önceliği: Kapitalist sistemdeki tıkanıklığı açarak ABD’de ekonomiyi düzeltmek, ABD’nin dünyadaki imajını iyileştirmek.
Seçilince ilk işi ne olacak: Öncelikle, taraftarlarının aşırı yükselttiği beklentileri düşürecek. Herşeyi bir anda değiştiremeyeceği yönünde gerçekçi bir mesaj verecek ve ilk yılı büyük oranda "başkanlığı öğrenmekle" geçecek.
Siyasi kahramanı: Martin Luther King Jr, Mahatma Gandhi ve 1993’te ölen insan hakları savunucusu Cesar Chavez.
En sevdiği filozof: Friedrich Nietzsche ve 1971’de ölen Protestan dinbilimci Reinhold Niebuhr.
En sevdiği özlü söz: "Senin önünde garibiz, yabancıyız, atalarımız gibi. Yeryüzündeki günlerimiz bir gölge gibidir, kalıcı değildir." (Zebur’da, Hz. Davud’un duasını içeren "Tarihler" bölümünde 15’inci ayet. Obama, yazdığı biyografiye de bu ayetle başlamıştı)
En sevdiği kitap: İncil ve Nobel ödüllü Tony Morrison’dan "Song of Solomon."
En sevdiği şarkı: Fugees - "Ready or Not"
İzlediği ilk film: Born Free (Afrika aslanları hakkında 1966 yapımı bir film)
En sevdiği film: Baba (The Godfather)
İzlediği son sinema filmi: Shrek 3
En sevdiği aktör: Jeff Bridges.
En sevdiği TV programı: 1970’lerin Vietnam Savaşı konulu klasik komedi dizisi M.A.S.H ve bir spor programları.
En sevdiği süper kahraman: Örümcek Adam ve Batman.
En sevdiği yemekler: Acılı yemekler ve pizza.

Büyük patlamanın ilk safhası tamam
10/09/2008
Dünya'da şimdiye kadar gerçekleştirilen en büyük ve kapsamlı fiziksel deney için düğmeye basıldı. En büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13,7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için faaliyete geçti ve ilk proton hüzmesi tünelin üçte birlik bölümüne başarı ile gönderildi.
Deneyin yapıldığı Fransa-İsviçre sınırında Cenevre yakınlarındaki Alp dağlarının derinliklerinde yeralan 27 kilometre uzunluğundaki bir tünele yerleştirilmiş olan "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı", bu sabah saatlerinde Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi CERN'de toplanan bilim adamlarının tezahüratı arasında ilk kez çalıştırıldı ve ilk proton hüzmesi tünelin üçte birlik bölümüne başarıyla gönderildi. Yapılanın kolay bir işlem olamdığı ifade ediliyor. Proton hüzmesi, yüksek düzeyde soğutulmuş mıknatıslarla yönlendiriliyor. Fizikçiler, "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı"nın devreye sokulmasının, "ıslak bir ipliği son derece uzun bir iğne deliğinden geçirmeye çalışmak" kadar sorunlu olduğunu kaydediyorlar. Şimdi, gönderilen proton hüzmesinin çemberi tamamlayıncaya kadar yoluna devam ettirilmesi gerekiyor.Bu tamamlandıktan sonra tünele zıt yönde ikinci bir proton hüzmesi gönderilecek.Birkaç hafta içinde, protonlar ışık hızına yaklaştığında, çarpıştırıcının içindeki süper iletken mıknatıslar, proton hüzmelerini muazzam bir hızla birbiriyle çarpıştıracak ve böylece 14 milyar yıl önce evrenin meydana geldiği "Big Bang" - Büyük Patlama'dan mikrosaniyeler sonraki ortamı yeniden yaratma deneyi sonuç verebilecek
Dünya üzerinde bilim adamları kadar milyonlarca insan da deneyin bundan sonraki aşamalarını heyecanla izliyor. Hele deney sırasında oluşacak küçük karadeliklerin birleşerek dünyayı yutacağına dair uzun süredir dolaşan söylentiler yüzünden insanların bir bölümü de tedirgin. Ama bilim adamları böyle bir olasılığın bulunmadığını sürekli yineliyor.
DENEY KONUSUNDA DAHA ÖNCE DE YAYINLADIĞIMIZ BİLGİLERİ KOLAYLIK OLMASI AMACI İLE YENİDEN SUNUYORUZ:
Merkezi İsviçre'de bulunan Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü (CERN) 36 ülke ve 2 binden fazla fizikçinin katılımıyla tarihin en büyük fizik deneyini gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Yerin ortlama 100 metre altında gerçekleştirilecek olan zamanın en büyük fizik deneyinde Türkiye de üç ayrı ekiple yer alıyor.
Evrenin oluşumu gözlenecekDeneyin yarın gerçekleştirilmesi için bütün hazırlıklar tamamlandı.. İsviçre'de bulunan CERN laboratuvarında inşa edilen Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) isimli parçacık hızlandırıcısında, atom çekirdeğinde bulunan proton adlı parçacıklar çok yüksek enerjiyle çarpıştırılacak. Şimdiye kadar inşa edilen en büyük ve en yüksek enerjili parçacık hızlandırıcı olan LHC'deki çarpışma sonucunda ortaya çıkacak parçacıkların evrenin işleyişindeki rolleri incelenecek. LHC'de protonlar tünelin çevresine yerleştirilmiş yaklaşık 10 bin adet dev süper iletken mıknatıs tarafından yönlendirilecek. Böylece zıt yönlerde dönen iki proton ışını üretilecek. Bilim dünyası çarpışmalar sonunda şimdiye kadar keşfedilmemiş yeni parçacıkların açığa çıkmasını bekliyor. Deney, evreni her şeyiyle başlatan 'büyük patlama'dan (Big Bang) sonra ortaya çıkan büyük enerji yoğunluğunu tekrar yaratarak parçacıkların tekrar ortaya çıkmasını sağlayacak.
Fizik kuramları değişebilirBüyük Hadron Çarpıştırıcısı, Fransa-İsviçre sınırında, Cenevre yakınlarındaki 27 kilometre uzunluğundaki bir tünele yerleştirildi. Tünel Jura Dağları'nın altında, 50-175 metre derinlikte bulunuyor.Bilim adamları çarpışmadan doğacak "enkazı" inceleyerek, evrende bugüne dek sır olarak kalan bazı konulara ışık tutmayı umuyor. Böylece fizik modellerinin temelini oluşturan ve maddeye kütle özelliğini veren 'Higgs' parçacağı ya da 'Tanrının zerreleri' tekrar ortaya çıkarılıp gözlemlenebilecek.Evrenin kökeni ve doğanın temel kanunlarına yönelik sonuçların ortaya çıkmasının beklendiği deneyle atom, molekül ve canlı yapısının nasıl oluştuğuna dair yeni bilgiler edinilecek. Bilinen Fizik kuramları geliştirilecek ya da baştan aşağı değişebilecek. Dev deney her şeyden önce bilim dünyasının doğada cevap vermeye çalıştığı sorulara yanıt arayacak.Örneğin madde, karşıt maddeye nasıl galip geldi? Karanlık madde nasıl oluştu? Hatta evrende daha da fazla boyut olduğunun kanıtları bulunabilir mi? gibi sorular hakkında yeni bakış açıları oluşabilecek. Bilim adamları, CMS projesiyle atom, molekül ve canlı yapısının nasıl oluştuğuna dair yeni sonuçlar bekliyorlar. Bu, bilinen fizik kuramlarının da gelişebileceği ya da değişebileceği anlamına geliyor. Evrenin yüzde 27'sini oluşturan ve 'karanlık madde' olarak tanımlanan enerji biçimi hakkında bilgiye erişilmesi de hedefler arasında. Deneyin evrenin geleceğinin nasıl olacağı konusunda da ipuçları vereceğini belirtiyor. Deney için geliştirilen detektörler ileride yeni teknolojiler geliştirilmesine de ön ayak olacak. Detektörler, başta hızlı iletişim sistemleri olmak üzere, daha hızlı, çok daha yüksek kapasiteli bilgisayarların, süper iletkenlerin oluşturulmasında ve kanser terapisi alanında kullanılarak önemli teknolojik-tıbbi gelişmelerin önü açılacak.Deney sırasında bütün parçaların senkronize şekilde çalışması gerekiyor. En ufak uyumsuzluk risk olarak kabul ediliyor 'Bilim dünyasının Avrupa Birliği' olarak bilinen CERN laboratuvarındaki bu çalışmalara, Türkiye 1960'lı yıllardan beri gözlemci statüsüyle katılıyor. Bu Türkiye'ye bütçeye katkıda bulunmadan deneylere katılabilme özelliğini veren bir konum. Türkiye'nin deneye katkısı detektör inşası ve fizik analizinde oldu.
Deney ne dereceye kadar güvenli?
Bazı bilim adamları deneyin tehlikeli olduğunu, kontrolden çıkması halinde meydana gelebilecek küçük kara deliklerle insanlığın sonunun geleceğini iddia ediyor. CERN ise deney ortamının güvenli olduğunu savunuyor. Bilimn adamları, "dünyayı yutacak bir kara delik meydana geleceği" endişelerinin yersiz olduğunu söylüyorlar. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı projesinin yeni güvenlik analizinde, yapılacak deneyin, dünyanın her gün yüksek enerjili kozmik ışınlarla çarpışmasından farksız olduğu vurgulanıyor. Deneyi yapacak olan Avrupa Nükleer Araştırmalar Örgütü'nden (CERN) beş fizikçinin hazırladığı analizde "Doğa bugüne dek bu deneyi yaklaşık 100.000 kez yapmış durumda - ve gezegenimiz hala ayakta" deniyor. Özellikle internette dolaşan bazı mesajlarda, atom parçalayıcının 10 Eylül Çarşamba günü çalıştırılmasıyla bir kara deliğe yol açacak güçlü enerji alanlarının ortaya çıkacağı, ya da garip bir parçacığın oluşarak, dünyayı sıcak bir sıvıya çevireceği söylentileri yer alıyor.CERN bilim adamlarının hazırladığı yeni güvenlik raporu, ortaya çıkacak kara deliklerin "mikroskopik" boyutlarda olacağını ve büyüyecek, hatta varlıklarını sürdürecek enerjiden yoksun olacakları için hemen yok olacaklarını savunuyor. Rapora göre "Her bir proton çarpışmasından ortaya çıkacak enerji, iki sivrisineğin çarpışmasıyla ortaya çıkacak enerjiden farklı değil." Fransa hükümeti ise resmi bir kuruluş olan Nükleer Güvenlik Kurumu'ndan ayrı bir rapor istedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de 29 Ağustos'ta deneyin durdurulması için yapılan başvuruyu reddetmişti. Başvuruyu Almanya'daki Tübingen Üniversitesi'nden bir biyokimyacı liderliğindeki bir grup vatandaş yapmıştı.

10.09.2009

30.7.2008 SAAT:18.00
ANAYASA MAHKEMESİ KARARINI VERDİ
Tarihi kararı başkan Haşim Kılıç açıkladı.
video

Anayasa Mahkemesi Ak Parti hakkında açılan kapatma davasında son sözünü söyledi.
Tarihi kararı başkan Haşim Kılıç açıkladı.
Anayasa Mahkemesi, AK Parti'nin kapatılmamasına karar verdi.
Anayasa Mahkemesi, AK Parti hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya tarafından açılan kapatma davasında kararını verdi.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, dava sonucunda AK Parti'nin kapatılmadığını, ancak 6 üyenin kapatılma, 4 üyenin de Hazine yardımından yoksun bırakılması kararına vardığını, partinin son yıl aldığı Hazine yardımından 1/2 oranında yoksun bırakılmasına karar verildiğini bildirdi.İŞTE HAŞİM KILIÇ'IN AÇIKLAMASI
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, AK Parti'nin kapatılmadığını belirterek, ''Ancak 6 arkadaşımız kapatılması yönünde oy kullanmış, 5 arkadaşımızdan 4'ü Hazine yardımından yoksun bırakılması sonucuna varmış, 1 kişi de reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Bütün bunlardan 6 arkadaşımızın kapatılma, 4 arkadaşımızın da Hazine yardımından yoksun bırakılması kararını birlikte düşündüğümüzde siyasi partiye Hazine yardımından yani son yıl aldığı hazine yardımının 1/2 oranında yoksun bırakılmasına karar verilmiştir'' dedi.
Haşim Kılıç, Anayasa Mahkemesi'nin 3 gündür süren görüşmelerinin ardından davayla ilgili kararı açıkladı. Kılıç, şunları kaydetti:
''AK Parti'nin kapatılmasıyla ilgili açılan davanın sonucunda AK Parti kapatılmamıştır. Ancak 6 arkadaşımız kapatılması yönünde oy kullanmış, 5 arkadaşımızdan 4'ü hazine yardımından yoksun bırakılması sonucuna varmış, 1 kişi de reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Bütün bunlardan 6 arkadaşımızın kapatılma, 4 arkadaşımızın da hazine yardımından yoksun bırakılması kararını birlikte düşündüğümüzde siyasi partiye hazine yardımından yani son yıl aldığı hazine yardımının 1/2 oranında yoksun bırakılmasına karar verilmiştir.
Ben bu sonucun çok iyi tahlil edileceğine, değerlendirileceğine, analiz edileceğine ve ilgili siyasi partinin buradan alması gereken mesajı alacağı temennisinde bulunmak istiyorum. Burada kapatma kararı çıkmamıştır Anayasa'daki bu sayıyı yani 7 sayısını tutturamamış olmasından dolayı kapatma kararı çıkmamıştır ama bu kararın sonucunda bu partiye bir ihtar kararı çıkmıştır, ciddi bir ihtar kararı çıkmıştır. Bu sonucun değerlendirileceğini ve gereğinin de yapılacağını umut ediyorum, tahmin ediyorum.''
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, ''Biz dışardan gelen eleştiriler, dışardan gelen baskılar sonucunda hiçbir zaman bir programlama, bir planlama yapmadık, bundan sonra da yapmayacağız'' dedi.
Kılıç, Anayasa Mahkemesi'nde kararla ilgili yaptığı açıklamada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ''Adalet ve Kalkınma Partisinin laikliğe aykırı eylemlerin odağı durumuna geldiğinin tespitiyle eylemlerinin ağırlığı da gözetilerek Anayasanın 69. maddesinin 6. fıkrası ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 1/b maddesi gereğince temelli kapatılmasına karar verilmesi'' istemiyle dava açtığını anımsattı.
Bu davayla birlikte 61 kişinin de siyasi yasaklı olması talebi bulunulduğunu ifade eden Kılıç, ''Bu partiyle ilgili mahkememizin şu anda çıkarmış olduğu kararı açıklamadan önce bazı konuları paylaşmak istiyorum'' diyerek şunları söyledi:
''Türkiye'nin gündeminde çok önemli konuların dava konusu haline getirilerek Anayasa Mahkemesi'nin önüne konmuş olması şüphesiz ki hem Anayasa Mahkemesini hem de Türkiye'de gerek siyasi gerek ekonomik gerekse sosyal açıdan önemli sonuçlar doğurmuştur. Bu sonuçlar nedeniyle de Türkiye'deki 70 milyonluk halkımız gözünü Anayasa Mahkemesi'ne dikerek, bu kararın sonucunu beklemek durumunda kalmıştır. Tabii bu kararlar bundan önceki verdiğimiz, kısaca türban kararı diye adlandırılan ve bugün de iktidarda bulunan AK Parti'nin kapatılmasıyla ilgili dava, bu konuda en önemli iki dava olarak önümüzde bulunmakta idi. Bu arada bu davaların görülme süreciyle ilgili kimi basın organları ve köşe yazarları tarafından her türlü ahlaki ve insani değerler aşılarak çok büyük eleştirilere tabi tutulduk, hakaretlere maruz kaldık.
Ben arkadaşlarımın bu konudaki düşüncelerini ve duygularını bir kez yinelemek istiyorum ve bundan dolayı da üzüntülerimizi bir kez daha belirtiyorum: Tabii, bu davaların görülme süreci bu mahkemenin kendi yaptığı program ve planlama çerçevesinde yürümektedir. Biz dışardan gelen eleştiriler, dışardan gelen baskılar sonucunda hiçbir zaman bir programlama bir planlama yapmadık, bundan sonra da yapmayacağız. O nedenle bizim çalışma düzenimiz neyi gerektiriyorsa o çerçeve içerisinde olaylara bakmak durumunda kaldık. Tabii bu önümüze gelen davaların gerek sosyal, gerek ekonomik gerekse siyasal boyutlardaki önemi nedeniyle biz bu davanın bir an önce sonuçlanması gerekliliğini göz ardı edemezdik. Biz de bu ülkede yaşıyoruz ve biz de bu ülkenin sevinciyle ve üzüntüsüyle birlikte hep beraber bunları duyuyoruz. O nedenle bu davanın ne kadar önemli olduğunu, toplumu ne kadar ilgilendirdiğini biz de görmezlikten gelemezdik.''
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, parti kapatma davalarında karar vermede çok ciddi sıkıntılar çektiklerini bildirerek, ''Siyasi aktörlerimize buradan seslenmek istiyoruz: Eğer bu konuda bir rahatsızlık varsa topluma ters gelen kurallar, anayasa değişiklikleri varsa bu konuda uzlaşarak bu değişiklikler süratle yapılabilmelidir'' dedi.
Haşim Kılıç, Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla ilgili yaptığı açıklamada, davayla ilgili görevlendirmeyi yaparken davanın önemini dikkate aldıklarını belirtti. Kılıç, ''Görevlendirdiğimiz raportör arkadaşımız bu konuda deneyimli birikimli bir arkadaşımızdır. Bu nedenle de arkadaşımız çok kısa süre içerisinde bu kapatma davasıyla ilgili davasını yazdı getirdi'' dedi. Raportörün raporu tek başına hazırlamadığını da vurgulayan Kılıç, iki kişinin de kendisine refakat ettiğini kaydetti.
Raportör Osman Can'ın tercih edilme nedenine de değinen Kılıç, şöyle konuştu:
''Bundan önceki türban konusunda çıkan Anayasa değişikliğini arkadaşımızın incelemiş olması ve laiklik konusunun bu çerçevede çok enine boyuna kendisi tarafından incelenmiş olması nedeniyle de arkadaşımız yine laikliğin karşıtı fiillerin odağı olduğu iddia edilen partinin davasının görülmesiyle ilgili daha kolaylık sağlama adına bu arkadaşımıza verilmiştir. Arkadaşımızın tercih sebebi sadece budur. Bunun dışında herhangi bir sebep lütfen düşünmeyelim.''
''HİÇBİR ARKADAŞIMIZ MUTLU OLDUĞUNU SÖYLEYEMEZ''
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, parti kapatmalarla ilgili olarak da şunları söyledi:
''Tabii ki bizim bu davada karar verirken bir partinin kapatılmasıyla ilgili hiçbir arkadaşımız mutlu olduğunu söyleyemez. Biz de demokrasi adına herkes gibi bu parti kapatma davalarında karar vermede çok ciddi sıkıntılar çekiyoruz. Bunu da nitekim yine bu davada arkadaşlarımız ne yazık ki dile getirmiştir. Ancak ne yazık ki bu konuda çağdaş demokratik ülkelerle olan bir beraberliği sağlamak adına yapılması gereken Anayasal ve yasal değişiklikler yapılmayıp, ne zaman bir siyasi parti kapatma davası gündeme gelir, o zaman bu kuralların yapılması gerektiği çok ciddi bir şekilde, hızlı bir şekilde tartışılmaya başlar. Oysa bunun böyle olmaması gerekir. Siyasi parti kapatma davaları daha açılmadan ilgili siyasi partilerimizin bir uzlaşma içerisinde bu konuda yapılması gereken değişikliklerin yapmasını arzu ederdik. Ama maalesef bu güne kadar pek gerçekleşmedi ve bu tartışmalar siyasi parti kapatma davaları açıldığı andan itibaren yine canlılığını kazandı.
Biz bu vesileyle bir kez daha siyasi aktörlerimize buradan seslenmek istiyoruz: Eğer bu konuda bir rahatsızlık varsa topluma ters gelen kurallar, anayasa değişiklikleri varsa bu konuda uzlaşarak bu değişiklikler süratle yapılabilmelidir.
Toplumda son aylarda ve son yılda bu davalar nedeniyle gerekse başka sebeplerle çok ciddi bir gerginliğin olduğunu da hep beraber yaşıyoruz ve görüyoruz. O nedenle biraz sonra açıklayacağım bu kararın sonucuna bağlı olarak tekrar tekrar ifade ediyorum; Biz toplum olarak hangi kesimden, hangi düşünceden, hangi inançtan olursa olsun bütün toplum katmanlarının birlikte yaşama çabasını ve şartlarını sağlamasını, bu şartların oluşmasını, bu şartların devam etmesi için elimizden gelen gayreti göstermemiz gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle bundan sonra, Türkiye'nin siyasal hayatında bu gerginliği azaltma konusunda gerekli çabaların gösterileceği inancını da taşımak istiyorum.
Hem raportör arkadaşlarımıza hem de üyelerime bir kez daha teşekkür ediyorum. Ülkemizin bu kadar önemli bir konusunda çok kısa bir süre içerisinde olayı değerlendirerek, mesai mevhumu tanımadan çalışma şartlarını görmezlikten gelerek her türlü fedakarlığı göstererek böyle bir çalışmayla sonucu çıkardıkları için kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum.''
30.Temmuz.2008 18:14:33



Anayasa Mahkemesi'nin kararı az sonra açıklanacak AKP kapatma davasında kritik gün... Anayasa Mahkemesi'nde kritik oylama sonucu açıklanacak.
Açıklamanın az sonra yapılması bekleniyor...
Anayasa Mahkemesi'nde kararın her an açıklanması bekleniyor. AKP'ye kapatma davasının üçüncü gününde kararın açıklanması yönündeki beklenti ağırlık kazandı. Gazeteciler açıklama için Anayasa Mahkemesi binasına alınmaya başlandı. Mahkeme binasının zemin katında sözlü açıklamaların yapıldığı salonda toplanan yüksek mahkeme heyeti, bu sabah saat 09.30’da başladığı görüşmelerde 2 saat 30 dakika öğle arası verdi. Heyet, saat 14.30’da başladığı oturumu devam ediyor. Bu sırada mahkeme görevlileri, basın mensuplarını giriş kapısından basın kartı karşılığında giriş kartı vererek, binaya almaya başladı. Gazeteciler tek tek güvenlik kontrolünden geçirilirken cep telefonlarının da danışmaya bırakılması isteniyor.
İzliyoruz...

GÖRÜŞMELER GEÇ SAATLERE KADAR SÜRMÜŞTÜ
Anayasa Mahkemesi, AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davanın üçüncü gün müzakerelerine başladı. Anayasa Mahkemesi heyeti, 1 ve 2. gün saat 09.35'de müzakerelere başlamış, verilen aralarla 12 saat süren çalışmasını saat 22.00'de tamamlamıştı.
Yüksek Mahkeme, üçüncü gün çalışmalarına saat 09.35'de başladı. Anayasa Mahkemesi Heyeti, Başkan Haşim Kılıç, Başkanvekili Osman Paksüt, üyeler Fulya Kantarcıoğlu, Ahmet Akyalçın, Sacit Adalı, Mehmet Erten, Necmi Özler, Şevket Apalak, Serdar Özgüldür, Serruh Kaleli ve Ayla Perktaş'dan oluşuyor. Davanın raportörü Osman Can da heyetin, raporla ilgili isteyeceği açıklamaları veya yöneltilebilecek soruları yanıtlamak için müzakerelere katılıyor.
Mahkeme Heyeti, giriş katında bulunan toplantı salonunda çalışıyor. Mahkeme, dava devam ederken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan veya AK Parti'den bilgi ve belge isteyebilecek. Anayasa'ya göre bir siyasi partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluğun oyu aranacak. Buna göre, kapatma kararı için Anayasa Mahkemesi'nin 11 asıl üyesinin en az 7'sinin oyu gerekecek.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 69. maddesine göre, "temelli kapatma" yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre "Hazine yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakma" kararı da verebilecek. Anayasa Mahkemesi binası önünde çok sayıda yerli ve yabancı basın mensubu davayı izliyor. Basın mensupları, mahkeme giriş kapısının alt tarafında bekletiliyor. Çevik kuvvet ekipleri, Yüksek Mahkeme çevresinde güvenlik önlemleri aldı.

EN AZ 7 ÜYENİN OYU GEREKİYOR
Anayasa Mahkemesi Heyeti, Başkan Haşim Kılıç, Başkanvekili Osman Paksüt, üyeler Fulya Kantarcıoğlu, Ahmet Akyalçın, Sacit Adalı, Mehmet Erten, Necmi Özler, Şevket Apalak, Serdar Özgüldür, Serruh Kaleli ve Ayla Perktaş’dan oluşuyor. Davanın raportörü Osman Can da heyetin, raporla ilgili isteyeceği açıklamaları veya yöneltilebilecek soruları yanıtlamak için müzakerelere katılıyor. Mahkeme Heyeti, giriş katında bulunan toplantı salonunda çalışıyor. Mahkeme, dava devam ederken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan veya AK Parti’den bilgi ve belge isteyebilecek. Anayasa’ya göre bir siyasi partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluğun oyu aranacak. Buna göre, kapatma kararı için Anayasa Mahkemesi’nin 11 asıl üyesinin en az 7’sinin oyu gerekecek. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 69. maddesine göre, "temelli kapatma" yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre "Hazine yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakma" kararı da verebilecek.
Anayasa Mahkemesi binası önünde çok sayıda yerli ve yabancı basın mensubu davayı izliyor. Basın mensupları, mahkeme giriş kapısının alt tarafında bekletiliyor. Çevik kuvvet ekipleri, Yüksek Mahkeme çevresinde güvenlik önlemleri aldı.

-BAŞBAKAN ERDOĞAN BAKANLARLA GÖRÜŞTÜ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin AKP hakkında açtığı kapatma davasını görüşmesinin üçüncü gününde Başbakanlık Resmi Konutu’nda bazı bakanlarla görüşüyor.
Bugün resmi bir programı görünmeyen Başbakan Erdoğan, öğlenden önce Subayevleri semtinde bulunan evinden Başbakanlık Resmi Konutu’na geçti. Erdoğan’ın ardından İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ayrı ayrı Resmi Konuta gelerek Başbakan Erdoğan’la görüştüler.


Doganlikarahasanda kiz isteme kultur




Done Cankiran,Beko Nenesi Ayse Ozan Gulay Seferi Ozan Kizin Babasi Hasan Cankiran Oglanin Babas Ismail Ogut dedesi Garip Ogut ,cemal kucuk Aziz ogut ,Garip Muslum cankiran Dayimiz MehmetHaliloglu ,Amcam Aziz Ogut .Ismail Turksoy




Ozlem Cankiran, Gulay kucuk elif naz beko Baran ,Oglanin nenesi Nur Ogut ve kizin nenesi Semsi Ogut ve Halami Elif Ogut ve Emine Ogut yengeleri.





Doganlikarahasanda kiz isteme kulturu
Beko Ile Gulayin Tatlisi 17 07 08 den
Ismail Ogut ailesi ile (Hoca) Hasan Cankira ailesin tatli merasimin resimleri


Emine Gulay Beko,Ismail Ali Gulay Beko Semsiye Emine ogut ailesi, Esme ile Done Cankiran Kizin Annesi ve Emine Ve Oglanin Annesi Semsi Ogut

Kulturumuzun olan kiz iste coktandir gittikce Buyuklerin destegin almadan ve aile buyuklerinde birlikte destegin ve gonul rizanligin alarak bir isteme olurdu ve herkes bu durumda mutluklar ve gencler daha iyi bir yasati hazirlardi .ve soylecegim umarim gencler babalarin ve annnelerin dinleyip iyi kararlar vermelerin tasviye ederim .Genc Ciftler mutluklar dilerim Ali Ogut



Tarih 06,07,2008 Pazar
Sitresde Kurtulmak istiyorsanız
Deniz,kumsal ve güneş işte tatıl budur tatile çıkınızki sorunlardan uzak kalıp dinlenme ve yaşamın tadını cıkartınız .Tam tatilin başladığı bu aylarda Türkiye Rıvıerası Antalya sahillerinde tüm sitreslere faydalı oldugu ve 2 haftada olsa dinlenme zamanını bulup sorunları üzerinizden atma imkanıbuluyorsunuz.
Yaşamını Avrupada tam yogun calışma temposu içinde gecirenler icin ancak çok iyi bir tatilin faydalı olacağına inananlardan biriyim
Türkiyenin eşsiz güzellikteki ender yerlerinden biri olan güzel Antalya'nın Side yöresindeki plajı güneşi ve kumsalı gördükten sonra ne stres kalıyor ne yorgunluk kalıyor.

Sidede bildiren Ali Ögüt Tatilin tadını çıkartanlardan bir talihli

Büyük gün bugün
20 Haziran 2008
Milli Takimiza Basarilar dillerim.

Devlerin erken havlu attığı Euro 2008’de çeyrek finale kalmayı başaran ay yıldızlılar, bu akşam Viyana’da tarihi bir sınav verecek. Ernst Happel Stadı’nda saat 21.45’te başlayacak maçı İtalyan hakem Rosetti yönetecek.

A Milli Futbol Takımımız bu akşam tarihinin en önemli sınavlarından birini verecek. İsviçre’den aldığı çeyrek final vizesiyle Avusturya’nın başkenti Viyana’ya gelen ay yıldızlılar, Hırvatistan’ı da eleyerek 3. kez mücadele ettiği Avrupa Şampiyonası’nda ilk kez yarı finale adını yazdırmak istiyor. Ernst Happel Stadı’nda TSİ 21.45’te başlayacak maçı, İtalyan hakem Roberto Rosetti yönetecek.


Ay yıldızlı ekibimizde kaleci Volkan ve Aurelio kart cezalısı, Emre Güngör ve Servet Çetin ise sakat olduğu için forma giyemeyecek. Hırvatistan’da sakatlıkları nedeniyle turnuvaya veda eden Budan ve Knezevic yok.








Nasıl geldiler?









Türkiye, A Grubu’nda Portekiz’in ardından 6 puanla 2. sırada yer alarak çeyrek finale çıkarken, Hırvatistan ise B Grubu’ndaki 3 maçını da kazanarak, 9 puana ulaşan 3 ekip arasında yer aldı. İk maçında Portekiz’e 2-0 yenilen ay yıldızlılar, İsviçre’yi 2-1, Çek Cumhuriyeti’ni de 3-2 yendi. Hırvatistan ise Almanya’yı 2-1, Avusturya ve Polonya’yı 1-0’lık skorlarla yenmeyi başardı









TÜRKİYE: Rüştü, Hamit, Emre Aşık, Gökhan Zan, Hakan Balta, Sabri, Ayhan, Arda, Tuncay, Nihat, Semih









HIRVATİSTAN: Pletikosa, Corluka, R.Kovac, Simunic, Pranjic, Srna, N.Kovac, Modric, Kranjcar, Rakitic, Olic



HELAL OLSUN ASLANLAR SIZE SIZLER BIZLERIGURULANDIRDINIZ VE 70 MILYONU GURUR OLDUNUZ ONUN ICIN UMARIM FINALE OYNARIZ AVRUPADA TUM VADADASLARIMIZIN SEVINCIN SOKLARA TASIDIK VE ELINIZDE GELENI YAPTIKTAN SONRA ZORLUKLAR ASMAN ORNEGINDE GOSTERDINIZ DEMEKI MUCADELEYI SONUNA KADAR BIRAKMAMAK GEREKIYOR .
TUM TURK HALKIN KUTLUYORUM.BASKAN ALI OGUT
:
Euro 2008
Tarih
:
16.06.2008
Görüntülenme
:
916
Türkiye 3-2 Çek Cumhuriyeti

Yorumlar
GÖNÜLLERİN SULTANI:FORMAMIZDAKİ BAYRAKTAN ALDIĞIMIZ GÜÇLE DEVİRDİK ÇEKLERİİ...İNŞ. HIRVATİSTAN SINAVINIDA GEÇİÇEZsagopa kajmer - 16.06.2008 01:06
en büyük türkiye:MİLLİ TAKIMIMIZ ASLIN DA YENİK DURUMDAN MAÇ ÇEVİRMEYE ALIŞMIŞ BU HER ZAMAN OLMAYA BİLİR ONUN İÇİN DİKKAT ETMESİ LAZIM MAÇIN YILDIZIDA BEN CE MİLLİ TAKIM IN KENDİSİ AMA ARDA NIN PAYI ÇOK BÜYÜK BENCE MİLLİ TAKIMA BAŞARILAR DILERIZ - 16.06.2008 09:06

23.05.2008
Anayasa Mahkemesi'nden türban açıklaması
Anayasa Mahkemesi'nden türban açıklaması

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, üniversitelerde başörtüsü serbestliği getiren Anayasa değişikliğiyle ilgili açılan davanın, Haziran ayının ilk haftası görüşüleceğini söyledi.
Kılıç, Anayasa Mahkemesi'ne gelişinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Haşim Kılıç, üniversitelerde başörtüsüne serbestlik getiren 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un birinci ve ikinci maddelerinin iptali veya yok hükmünde olduklarına karar verilmesi ve dava sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulması istemiyle açılan davanın Haziran ayının ilk haftası görüşüleceğini kaydetti.
Kılıç, gazetecilerin Yargıtay Başkanlar Kurulu'nun bildirisiyle ilgili soruları ise yanıtsız bıraktı.


Hükümetten yargıya sert cevap

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, “Anayasa Mahkemesinde görülmekte olan iki davanın karara bağlanacağı şu günlerde Anayasa’nın 138. maddesi uyarınca özellikle susması gereken Yargıtay ve Danıştay’ın hiçbir sebep yokken ve kendilerine yönelik en ufak eleştiri mevcut değilken bildiri yayınlamaları kendilerinin sözü geçen davaların örtülü tarafı olduklarını açığa çıkarmıştır” dedi.
Üniversitelerarası Kurul: Yargı baskı altında tutulmamalı

Fırat, AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında partililere hitap etti. Türkiye’deki hukuk düzeninin devletin ve milletin bütünlüğü ile menfaatlerini esas almak zorunda olduğunu belirterek, muasır medeniyet hedefine koşan Türkiye’de işleyen mekanizmaları durdurmanın Türkiye’yi bütün dünyanın gözü önünde küçük düşürmek olduğunu söyledi. “Bugün hukuk adına konuşanlar demokratik meşruiyeti, hukukun genel ilkelerini, demokrasinin evrensel normlarını telaffuz etmekten acaba neden bu kadar uzak durmaktadır” diye soran Fırat, “Hukuk tabi ki, demokratik bir rejimin temelidir. Demokrasi, herkesin hukuka saygılı olmasını gerektirir. Ancak hukuk üzerinden siyaset tanzim etmeye çalışmak, hukuku siyasallaştırmak, daha ötesi hukuku siyasi bir taraf haline getirmek başka bir keyfiyettir” dedi.

YARGI TARAFSIZLIĞINI VE BAĞIMSIZLIĞINI KAYBETMİŞTİR

Fırat sözlerine şöyle devam etti:

“Yargı bağımsızlığı sadece yargının siyasi iktidarından bağımsızlığı değil. Yargı bağımsızlığı aynı zamanda yargının ideolojik yükler taşımaması, hukukun genel ilkelerini her şeyin üzerinde tutmasıdır. Kamuoyuna siyasi açıklamalar yapan bir yargı tarafsızlığını ve bağımsızlığını kaybetmiş bir yargıdır. Görevleri önlerine gelen davalarda karar üretmekten ve yargı yetkisini kullanmaktan ibaret olan Yargıtay ve Danıştay’ın bildiri yarışına girmelerini büyük Türk milleti ibretle ve hayretle izlemektedir. Bu bildiriye imza koyanlar üzülerek ifade etmek isterim ki tarafsızlıklarını yitirmişlerdir. İyi bilinmelidir ki yargı bağımsızlığı yargının tarafsızlığını gerektirir. Bu bildirilerle Anayasa’nın 138. maddesi açıkça yargı tarafından ihlal edilmiştir. Yüksek Anayasa Mahkememizde görülmekte olan iki davanın karara bağlanacağı şu günlerde Anayasa’nın 138. maddesi uyarınca özellikle susması gereken Yargıtay ve Danıştay’ın hiçbir sebep yokken ve kendilerine yönelik en ufak eleştiri mevcut değilken bildiri yayınlamaları kendilerinin sözü geçen davaların örtülü tarafı olduklarını açığa çıkarmıştır. Bütün bunlar karşısında bize düşen siyaseti ve demokrasiyi savunmaktır, demokrasi ve özgürlük talebini daha da ileriye taşımaktır. Siyaseti kötürümleştirmek, demokrasiyi zaafa uğratmak isteyenlerle demokratik zeminde mücadele etmek bizim milletimize karşı temel borcumuzdur. Türkiye’yi demokratikleştirmek milletin temel arzusudur

04.05.2008

Sivasspor: 3 Galatasaray: 5 ( Maç sonucu )


AV.Kubilay Ogut
merhabalar ben av.kubilay ogut pazarcik doganlikarahasan koyunedeyim.su anda gaziantepte serbest olarak avukatlik yapmaktayim.tum site paylasanlarina gonullu olarak hukuki sorunlarda yardimci olmaktan mutluluk duyarim.sorunlarinizla ilgili beni aramak icin numaram ve e-mail adresim kubilayogut@hotmail.com -tel:o0905333037240

21.01.2008 Türkiye'nin nüfusu açıklandı


İçişleri Bakanı Beşir Atalay, 'Adrese dayalı nüfus kayıt sistemine' göre Türkiye nüfusunu, 2007 sonu itibariyle 70 milyon 586 bin 256 kişi olarak açıkladı.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren ise Türkiye'de ikamet eden yabancı uyruklu sayısının 98 bin 339 olduğunu belirtirken, bu sayı düşüldüğünde Türkiye'de yaşayan Türkiye Cumhuriyeti (TC) vatandaşlarının sayısının 70 milyon 487 bin 917 kişi olduğunu bildirdi.
Başbakan Yardımcısı Ekren ile İçişleri Bakanı Atalay, Adrese Dayalı Nüfus kayıt sistemi sonuçlarına ilişkin, TÜİK'te ortak basın toplantısı düzenledi.
Ekren'in verdiği bilgilere göre nüfusun yüzde 70,5'i şehirlerde, yüzde 29,5'i de bucak ve köylerde yaşıyor.
Ülkede ortalama yaş 28,3 olarak hesaplanırken, bu , ülkedeki nüfusun yarısının bu yaşın altında olduğunu ortaya koyuyor.
Bu arada ülke nüfusunun yüzde 17,8'i İstanbul'da yaşıyor.
İstanbul'da kilometre kareye 2 bin 400 kişi düşüyor. Nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bu ilde, 12 milyon 573 bin 836 kişi ikamet ediyor.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren ile İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın ortak basın toplantısına konu, “Adrese dayalı Nüfus Kayıt Sistemi” verilerine göre, Türkiye nüfusunun 35 milyon 376 bin 533'ü erkek, 35 milyon 209 bin 723'ü kadınlardan oluşuyor.
Şehir nüfusu (il ve ilçe) 49 milyon 747 bin 859, köy nüfusu (bucak ve köyler) 20 milyon 838 bin 397 olarak belirlendi. Şehirlerde yaşayan nüfus oranının en yüksek olduğu il yüzde 92,7 ile Ankara, en düşük olduğu il ise yüzde 31,8 ile Ardahan.
Ülke nüfusunun yüzde 17,8'inin yaşadığı İstanbul'da, 12 milyon 573 bin 836 kişi ikamet ediyor.
Nüfusun oransal dağılımına bakıldığında, İstanbul'u yüzde 6,3 ile Ankara, yüzde 5,3 ile İzmir, yüzde 3,5 ile Bursa ve yüzde 2,8 ile Adana izliyor.
Nüfusu en az olan 5 il ise sırasıyla Bayburt, Tunceli, Ardahan, Kilis ve Gümüşhane. En az nüfusun bulunduğu Bayburt'ta ikamet eden kişi sayısı 76 bin 609.
Ülke başkentinde 4 milyon 466 bin 756 kişi ikamet ediyor.
NÜFUSUN YARISININ YAŞI, 28,3'TEN KÜÇÜK
Bu arada Türkiye nüfusunun yarısını 28,3 yaşından küçükler oluşturuyor.
Nüfus yaşı; ortanca yaş erkeklerde 27,7 , kadınlarda 28,8 olarak belirlendi. Şehirlerde ikamet eden ortanca yaşı da 28,4, köylerde 27,9.
15-64 yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfus, toplam nüfusun yüzde 66,5'ini meydana getiriyor. Ülke nüfusunun yüzde 26,4'ü 0-14 yaş grubunda, yüzde 7,1'i ise 65 ve üzeri yaş grubunda bulunuyor.
KİLOMETRE KAREYE 92 KİŞİ DÜŞÜYOR
Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen kilometre kareye düşen kişi sayısı, Türkiye genelinde 92. Bu rakam illere göre, 11 ile 2 bin 420 arasında değişiyor.
Nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu il, İstanbul olarak belirlendi. İstanbul'da 1 kilometre kareye düşen kişi sayısı 2 bin 420. Bunu sırasıyla 398 kişiyle Kocaeli, 311 kişiyle İzmir, 238 kişiyle Hatay, 234 kişiyle Bursa izledi.
Nüfus yoğunluğunun en az olduğu il ise kilometre karede 11 kişi ile Tunceli.
Yüzölçümü büyüklüğüne göre ilk sırada yer alan Konya'daki nüfus yoğunluğu 50,yüzölçümü en küçük olan Yalova'daki nüfus yoğunluğu ise 215 kişi olarak tespit edildi.
YABANCILARIN DA TERCİHİ İSTANBUL
Ayrıca Türkiye'de yabancı uyruklu kişi oranı, nüfusun binde 14'ünü meydana getiriyor.
Yabancı uyrukluların yoğun olarak yer aldığı ilk 5 il ise İstanbul (42 bin 228), Bursa (11 bin 495), Ankara (7 bin 166), İzmir (6 bin 707) ve Antalya (6 bin 343) olarak belirlendi.

05.01.2008 den saat uc siralardan
Isadam Firat Rane Ani raziliktan dolayi hayatin kayip etmistir.
Ailesin ve tanidiklarina hepsin Alllahtan sabir ve kalanlari Basisog olsun.buda bizleri derinde uzmuztur.sipans adin Allahtan Sabir dilliyorum Ailesine.

Ali Ogut Hollanda

05.01.2008 den .64 Yasindaki bir türk kadini bir cocuk dogurdu
Almanyadan aschaffenburda oturuyor. Haberi bildiren Bektas Ogut Almanya

Dr. med. Hüseyin Nazlikul Nöralterapi Yeni yil kutlam mesaji

Yasaminizda saglik, güzel, mutlu yarinlar, gerçek dostluklar hep sizinle olsun. Yeni yilin size ve sevdiklerinize saglik, mutluluk, basari, sevgi, huzur, hayal ettiginiz her seyin gerçeklesmesi ve herseyden önemlisi umut getirmesini dilerim. Her türlü stres ve saglik sorunlarindan arinmis tam saglikli bir yil olmasi dilegiyle...
Dr. med. Hüseyin Nazlikul Nöralterapi -Tamamlayici Tip ve Regülasyon Dernekleri Baskani-

- Dr. Hüseyin Nazlikul
http://www.huseyinnazlikul.com/
Naturel Saglik Hizmetleri ve Ticaret Ldt. StiTesvikiye Cad. No. 166 Kat. 3Celal Dervis Apt.Nisantasi - ISTANBUL Tel: 0090.212.219 19 12Fax: 0090.212. 219 18 38


30 aralik 2007
Kinama Mesaji
Almanyda tv.kanali ARD yayinladigi filim ve alevileri rencide ederek ve alevi inacina gosterirmis olduklari saygiziliktan dolayi siddetle kiniyorum ve hangi dusunceye hizmet etikleri beli oluyor buda insanlik disi bir davranistir .

Ali Ogut Sipans Baskan

Tum Islam Alemin
Mubarek Kurban bayraminizi en icten dileklerimizle kutlar ve her insanin gelecegi icin hayirlara vesile olmasini dileriz.
ve simdiden yeni yilinizi kutlar ve 2008'in herkese once saglik, mutluluk, basarilar getirmesini dileriz.
Sipans Baskan Ali Ogut.
30 kasimdan gencler yonelik is ve egitim ve staj ve sorunlari hakinda daha duyarli olmalari ve sorunlarin az edirebilmek icin tartisma duzenlendi
Bu tartismani Baskanligin Turk Senetoru Duzgun Yildirim ve solidaranin baskan Yapti. Katilanlar Il dahim Encumleri Bay. Martin Knol, is ve egitimde ve finas bolumde sorumlu.,Debat wordt geleid Door: voorzitter van Solidara en Eerste Kamerlid dhr. Duzgun Yildirim,
- Gastsprekers:
-Wethouder M. Knol (PvdA) Il dahim Encumeni
-Dhr. Liban mohamed, Voorzitter van (PAOOZ) .Baskan
-Dhr. N. Sahhar, Landstede Steunpunt Allochtonen. yabanci cocuklar okulda daha iyi bir egitim gormesi icin gorevli kisi



20 ekimde sipans cok kulturler hakindan ne dusunuyorsunuz diye bir tartisma ve cok kulturlu bir gecede duzenledi.
katilanlar Vali ; Bay. Jan Fransse Milletvekili CDA anin Dhr.Eddy van Hijum:
Bolge Encumeni;Mevr.Atiye Tunc PVDA,Uyum comisyonun baskani;Dhr.Jitro Ubro: Voorzitter integratieraad.Sosalist partiden ;Dhr Siemon Goossensen .Solidara partisindenDhr.Rick Denkers: partij Solidara ( i.p.v. dhr. Yildirim


'Türban Müslüman örtüsü değildir''Türban Müslüman örtüsü değildir'
Tarih 25.09.2007
HYP Genel Başkanı ve eski İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, 22 Temmuz seçiminden sonra AKP döneminde Türkiye’nin adım adım “ılımlı İslam” devletine doğru kaydığı yorumları yapılırken, yine kamuoyunu şaşırtacak bir değerlendirme yaptı. Öztürk, Türkiye’nin “dinsizliğe” doğru gittiğini iddia etti.
Siyasi gelişmelerle ilgili sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Öztürk, “Kuran’ın anladığı manada bir dinden söz ediyorsak, Türkiye dinsizliğe doğru gidiyor” dedi. Öztürk, “Türkiye’yi taşıdıkları yer şirktir, din değil. Biz yıllarca buna karşı mücadele verdik. Ama şimdi Türkiye doğrudan doğruya müşrik zihniyete, şirk zihniyetine doğru gidiyor. Yelken açmış gidiyor hem de. Zaten Kuran’dan ve Hz Muhammed’den onay almayacak sahte bir dini, morfin gibi kullanıp Türkiye üzerinde her istediklerini yapıyorlar, hurafe dinini anestezi gibi kullanıyorlar” diye konuştu.
“TÜRBAN, ST PAUL’ÜN İNCİL’E SOKTUĞU KIYAFETTİR”
Prof. Dr. Öztürk, son yıllarda “türban” adı verilen ve değişik tarzda bağlanan örtünün ise Müslümanlıkla ilgisinin olmadığını söyledi.
Öztürk, bunun St Paul’ün İncil’e soktuğu rahibe kıyafeti olduğunu belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye’de iki büyük operasyon yapılıyor. Kuran dininin birinci vasfı anti emperyalizmdir. Atatürk de tarih önünde bu konuda en başarılı adamdır. Ama onun anti emperyalist yanını kınıyorlar. Türkiye kullanılarak İslam’ın, anti emperyalist ruhunu yok etmek istiyorlar. Her 50 metreye kurulan camilerde bu ruhu katlediyorlar. Bize, ‘İslam’ın diğer taraflarını bırakın, size bol cami yapmak, hanımların başını örtmek kafidir’ diyorlar. Hanımların başındaki örtü, rahibe kıyafetidir. Saint Paul’un İncil’e soktuğu kıyafettir. O bizim Müslüman insanın örtüsü değildir. ‘Cami ve bu örtü size din olarak yeter’ deniyor. Müslümanlara din diye başka bir şey bırakmadılar.”
“DARBELER İÇİN DUA EDİLECEK NOKTAYA GELİNEBİLİR”
Önümüzdeki döneme ilişkin karamsar bir tablo çizen Öztürk, Türkiye’nin “iyiye ve hayra” gittiğini düşünemediğini söyledi. Öztürk, türban, lokantada mescit, şehirlerarası otobüslerde namaz molası konuları tartışılırken, Türkiye’nin kaydettiği tek gelişmenin borçlarını artırmak olduğunu belirtti.
Öztürk, şunları söyledi:
“Türkiye örtülü bir şekilde sömürgeleştiriliyor. Hüzün duyarak söylüyorum ki, Türkiye’nin geleceğine ilişkin hiçbir irade Türkiye’yi yönetenlerin elinde değil. Türkiye büyük bir rüzgarın elinde, birilerinin istediği yöne doğru götürülüyor. Birileri en berbat şekilde yorumlayabilirler ama şunu söyleyebilirim: Benim en çok tedirgin olduğum şey, meselelerin siyasetle çözümlenemeyeceği bir noktaya sürüklenilmesi. Bu nokta ya felaket ya da kanlı kavgadır. Felaket nedir, Türkiye, dışardan istedikleri şekilde paramparça edilir. İkincisi, Türkiye iç kavgaya gider. Darbe olur deniyor, ama bana öyle geliyor ki, Türkiye darbeleri bile Allah tan niyaz edecek duruma gelebilir. Şimdi ‘darbe,darbe’ laflarıyla cambaza bak oyunu oynanıyor. Türkiye, darbelere bile el açıp dua edilecek bir noktaya sürükleniyor, Türkiye onu bile arayacak. Çok kaygılıyım bu noktada ben.”
“İKİ MİLLETLİ PARLAMENTO”
Öztürk, 22 Temmuz’da seçim yapılmadığını belirterek, “Bu, bir tsunami, nevi şahsına münhasır, bir nevi yarı işgal, bütün batılı güçlerin ortaklaşa belirledikleri hedefe 2-3 milyar dolar para harcayarak Türkiye’de halkın iradesinin bir yöne sevkedilmesidir. O sebeple biz bunu bir seçim saymıyoruz. Bunun ne menem bir şey olduğu, yıllar sonra anlaşılacak” dedi.
Seçim sonra tablo konusunda da kaygıları bulunduğunu ifade eden Öztürk, şöyle konuştu:
“Türkiye, tarihinde ilk defa adeta iki milletli parlamentoya mecbur ve mahkum bir hale getirildi. Böyle bir manzara var. Şu anda parlamentonun en aktif unsuru, en azından göründüğü kadarıyla, bölücü temayüller taşıyan unsur. Parlamentonun ilk gündem yaptığı konulardan biri, parlamentoya yeni giren bu unsurun, terör başının yaşam şartlarının iyileştirilmesidir. Buna dikkat etmek lazım. Onun arkasından Türk ordusunu bölücülükle itham demeçlerini dinledik. Arkasından ‘PKK’ya terör örgütü demeyiz’ demecini dinledik. Öbür tarafta henüz anayasayı değiştirme çalışmaları dışında bir şey görmüyoruz.”
“DOKUNULMAZ ZIRHI KİRLENDİ”
Öztürk, bu parlamentodan bir “hayır” gelecekse, bunun bir numaralı göstergesinin milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması olacağını söyledi.
Öztürk, “Eğer parlamento işe dokunulmazlıkları kaldırarak başlarsa, buradan bir hayır çıkacağını düşünebiliriz,aksi takdirde hiçbir hayır çıkmaz. Dokunulmazlık zırhının içi kirlendi, pislendi, bu zırhı kaldırıp atmak lazım” dedi









Kuruculari; Resmi olanlar:

Düzgün Yildirim, Solidara Parti lideri

Rick Denkers, genel secreter

Caroline Veenhuizen, sayman.

Bunlar resmi kurucu olarak notere kay olacaklardir.

Bu kurucularin yaninda toplam yonetim sayimi 15 kisiden olusuyor.

Solidara, Türkce ismi dayanisma veya solidariteit de olarak adlandirmak mümkün. solidara, resmi olmiyan Esperento adi altinda bir sanat dilinden olusan bir kelimedir. Esperento dili dünyaca günümüzde yüz milyon kisi tarafinda konusuluyor. Bu dir 1800 yillarindan bu yana kullanilan bir dil olup hic bir ülke ve cültüre ait degildir. Bu dilin amaci bütün dünya halklarin birbirleriyle birlestirme, dayanismaya götürmek ve aralarinda bir köprü görebilmek amaciyla kullaniliyor.Solidara, bir parti olarak temel ilkelerinde; toplumsal birligi, örgürlügü ve dayanismayi savunan bir partidir.Programi önümüzdeki yil daha icerikli yazip, gelecek yil yapilacak kogrede üyelerin onayina sunulacaktir. Parti kongresinde programdan baska partini yönetim kuruluda oylanarak secilecektir. Ben o zamana kadar kurucu olarak gecici yönetim baskanligini yapacagim. Kongreden sonra parti baskanligina aday olmayip partinin sadece politik lideri olarak calisacagim.Su an partiye her gun uye olmak istiyenlerin sayisi oldukca artti. Yakinda partiye ait bir web-site olacaktir. Su an uye olmak istiyenler www.duzgunyildirim.nl web-site araciligiyla uye olmak istediklerini bildiriyorlar. Cok yakinda partinin 20 sube yonetiminin olusmasi ve belediye ile bolge encumenlerine sahip olmasi da soz konusu. Partinin cikardigi gecici programda; belediye baskaninin direk secilmesi, BTW diye adlandirilan katma deger fiyatlarinin indirilmesi, isverenlerinin ani cikis verrebilme taleplerinin red edilmesi, Irak ve Afganistan savasina son verilmesi, saglik, egitim, su ve elektrik gibi özellestirilmelerin durdurulmasi, irciligi körükleyenlerin agir cezalandirilmasi gibi kararlari savunmaktadir.

Dostca selamlarimla,


Düzgün Yildirim,


Senator, Solidara parti genel baskani Hollanda




Mübarek Aylar, Mübarek Günler ve Geceler

Üç Aylara Girerken Recep Ayı
Regaib Kandili (19/20Temmuz 2007)
Miraç Kandili (10/11 Ağustos 2007)
Şaban Ayı Berat Kandili (27/28 Ağustos P.tesi/Salı 2007)
Kadir Gecesi (8/9 Ekim P.tesi./Salı 2007)
Ramazan Müjdesi (13 Eylül 2007)
Ramazan Bayramı (12/13/14 Ekim Cuma/C.tesi/Pazar 2007)
Üç Aylar ve Sonrası Şevval Ayı
Kurban ve Kurban Bayramı (19 Aralık Arefe)20/21/22/23 Aralık 2007)
Muharrem Ayı ve Aşure Günü (29 Ocak P.tesi 2007)
Mevlid Kandili (30 Mart - 5 Nisan 2007 Kutlu Doğum Haftası)
Safer Ayı (19 Şubat P.tesi 2007)

Ramazan Bayramı

Bayram bir sevinç ve neşe günüdür. Yüce duyguların coştuğu, sevgi ve saygı, hislerinin mü'minler arasında alabildiğine canlandığı güzel günlerden biridir. O günde yardımlaşma ve kaynaşma son sınırına varır.






















Bayram insanları kaynaştırıp biraraya getiren en güzel vesilelerden biridir. Öyle ki, bayramda şahlanan yardımlaşma ve hediyeleşme ruhu yalnızca hayatta olanlara bağlı kalmaz, dünyadan gidip kabirlerinde bir Fatiha bekleyenlere kadar uzanır. Onların bu dileğini yerine getirmek için mü'minler bayramda kabirleri ziyaret ederler; ruhlarına Kur'ân'lar, Fatihalar ve dualar okuyarak onları da sevindirirler.
Ramazan Bayramının mü'minler arasında ayrı bir yeri vardır. Çünkü Ramazan Bayramı, hergün tutulan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi, tutulan bir aylık orucun toplu bir iftar sevincini ifade eder. Bir ay gibi uzun bir süreyle, özellikle Ramazan'ın yaz mevsimine denk geldiğinde sıcak günlerde nefislerine oruç tutturan mü'minler, sabır imtihanını vererek manevi sorumluluktan kurtulmanın sevincini Ramazan Bayramında yaşama imkânına kavuşurlar.
Ramazan ve Kurban bayramları Hicretin 2. yılından İtibaren kutlanmaya başlanmıştır. Ramazan orucu da ilk defa bu yıl farz kılınmış, bu ayı oruçla geçiren rnü'minler sonraki ayın (şevval) ilk üç gününü bayram olarak kutlamışlardır. Bu sebeple bu bayrama Ramazan Bayramı denmiştir.









Dünya basını: Seçim öncesinde ordudan Gül'e uyarı atışı
BBC TÜRKÇE, DHA, ANKA










Türkiye'nin tarihi cumhurbaşkanı seçimi İngiliz medyasında geniş yer buluyor. The Guardian, "Seçimin arefesinde silahlı kuvvetlerin uyarısı" diye yazarken, Times'ın kullandığı başlık da benzer: "Ordudan uyarı atışı" Times'da, laik demokrasiyi hedef alan sinsi planlarla ilgili uyarısıyla Yaşar Büyükanıt'ın bugün Türkiye'de beklenen cumhurbaşkanlığı oylamasını bir son dakika hamlesiyle etkilemeye çalıştığı yazılı.

Times'a göre Abdullah Gül, "Batı yanlısı duruşuna rağmen, İslamcı geçmişinden ve eşinin başörtüsünden kaynaklanan kuşkuların" odağında. Ancak Times, bu kuşkuları Türkiye'de çoğunluğun paylaşmadığı görüşüne yer veriyor. Konda araştırma şirketinin son kamuoyu yoklamasını aktaran Times gazetesi, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yüzde 47 destek aldığı temmuz seçimlerinden bu yana Abdullah Gül ve AKP'nin popülerliğinin bir ay içinde yüzde 54'e tırmanarak daha da artmış olduğunu yazıyor. Gazete, "Askeri zümrenin uyarılarına rağmen laik devletin tehlikede olduğuna halk inanmıyor" diyor.
Independent: Ordunun kızmasına az kaldı
Independent, "Türkiye parlamentosunun Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanı seçerek ülkenin güçlü ordusunu ve laik kamuoyunu öfkelendirmesine az kaldı" diye veriyor haberi. Gazete, Abdullah Gül'ün Avrupa Birliği'nin büyük kısmında "ılımlı eğilimleri olan bir demokrat" olarak tanındığını ve Brüksel-Ankara hattında ilişkilerin Gül'ün seçiminden olumlu yönde etkilenmesinin beklendiğini aktarıyor. Fakat Independent, ordunun aynı sempatiyi paylaşmadığını hatırlatarak, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın geçen nisan ayındaki sert uyarısıyla benzer tondaki yeni internet duyurusunu dün yayınladığını belirtiyor.

Le Figaro: Atatürk’ün koltuğunda bir İslamcı
FRANSA’nın en çok satan gazetelerinden Le Figaro, bugün Cumhurbaşkanı seçilmesi beklenen Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gül hakkında yayınladığı portrede ‘uzlaşmacı’ ve ‘incelikli bir diplomat’ ifadelerini kullandı. ‘Abdullah Gül: Atatürk’ün koltuğunda bir İslamcı’ başlıklı yazıda, ordunun baskısına rağmen Gül’ün Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs Planı’nı savunduğu ve Avrupa Birliği ile müzakere sürecinde son derece kritik bir rol oynadığı hatırlatıldı. Yazıda, “Uluslararası ilişkilerde pek becerikli olamayan Başbakan Erdoğan, bu işi Gül’e bıraktı'' denildi. Portrede Gül’ün eğitim süreci ve siyasi parkuru da ayrıntılı bir biçimde incelenirken, Fehmi Koru ve Sami Kohen gibi gazetecilerin de görüşlerine yer verildi.

VOA: TÜRK GENELKURMAY BAŞKANINDAN LAİKLİĞE TEHDİT UYARISI
Amerika'nın Sesi Radyosu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın, "İslami kökenli iktidar partisinin Cumhurbaşkanı adayının seçilmesinden bir gün önce", ülkenin laik yapısına yönelik tehditler konusunda bir uyarıda bulunduğunu vurguladı. Haberde, Türkiye'deki laiklerin Gül'ün laik prensiplere zarar vermesinden korktuğu ancak Gül'ün laikliğe sahip çıkacağını söylediği ifade edildi.

TELEGRAPH: SEÇİM ARİFESİNDE ORDUDAN UYARI
Daily Telegraph gazetesi, Türkiye'de Cumhurbaşkanı seçimi arifesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir uyarı yayınladığını yazdı. Haberde, TSK'nın laik cumhuriyete karşı şer odaklarına dikkat çekildiği kaydedildi.

EL CEZİRE: TÜRK ORDUSU UYARDI
Katar merkezli haber kanalı El Cezire'de, Türk Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın, laikliğin şer odakları tarafından tehdit edildiğini söylediği aktarıldı. Haberde, söz konusu açıklamanın, 30 Ağustos'un 85'inci yıldönümünde geldiğine dikkat çekildi. El Cezire, 30 Ağustos'ta Atatürk yönetimindeki Türk güçlerinin işgalci güçlere karşı zafer kazandığını hatırlattı.

GULF DAILY NEWS: SEÇİMDEN BİR GÜN ÖNCE UYARDI
Bahreyn'de yayınlanan Gulf Daily News gazetesi, Türkiye'nin güçlü ordusunun bir mesaj yayınlayarak, her gün laik cumhuriyetin altının kazıldığı uyarısında bulunduğunu yazdı. Söz konusu açıklamanın, Gül'ün Cumhurbaşkanlığı seçiminden bir gün önce yapılmasına dikkat çekilen haberde, Türkiye'de ordunun kendini Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan laik cumhuriyetin esas koruyucusu olarak gördüğü belirtildi.(ANKA)

Hayrünnisa Gül’e Olcay Baykal formülü Hayrünnisa Gül’e Olcay Baykal formülü
Bugün cumhurbaşkanı seçilmesine kesin gözüyle bakılan Abdullah Gül, 'Deniz Baykal'ın eşi Olcay Hanım hiçbir yere katılmıyor. Hayrünnisa Hanım da katılmayacak" dedi
Nuray Başaran / Referans Gazetesi
Cumhurbaşkanlığı seçimleri, bu kez sadece seçilecek kişiye değil, eşine de odaklandı. Bunun elbette önemli bir nedeni var: Türban. Sorun şu ki, bugünkü türban modeli, uzun yıllar maalesef siyasetçiler tarafından “siyasi simge'' olarak kullanıldı. İster kabul edelim ister kabul etmeyelim Türk kamuoyunda türban bir “ayrımcılık'' olarak bugüne kadar getirildi. TSK kanadında ise, askerin en hassas olduğu konulardan birisi olan irtica, yine türbanla özdeşleştirildi. Bugüne kadar eşi türbanlı olan hemen hemen her askeri mensubunu irtica ile özdeşleştiren TSK, bu nedenle de eşi türbanlı olan herkesi TSK’dan uzaklaştırmıştır.

Hayrünnisa Gül'ün durumu
Geldiğimiz noktada ise, muhtemelen bugün cumhurbaşkanı seçilerek başkomutan unvanını da alacak olan Abdullah Gül’ün eşi de türban takmaktadır. TSK içinde şimdi en çok sorulan soru, bugüne kadar irtica ile özdeşleştirilmiş ve eşinin türbanı nedeniyle görevinden olmuş sayısız personele rağmen, başkomutanın türbanlı eşine nasıl selam durulacağı sorusudur. Durum sadece bu sorudan da ibaret değil, bugüne kadar TSK ile ilişiği kesilmiş herkes, başkomutanın eşini örnek göstererek haklarının iadesini isterse ne olacak? Öte yandan, uzun süredir değişik türban modelleri, peruk gibi alternatifler üzerinde kamuoyu tartışırken, Hayrünnisa Gül’ün yeni dönemde Deniz Baykal’ın eşi Olcay Baykal modelini benimseyeceği kesinleşmiş gibi duruyor. Nitekim geçtiğimiz hafta Sayın Gül ile yaptığım bir özel sohbette Gül, eşi gündeme gelince, “Deniz Baykal’ın eşi Olcay Hanım da hiçbir yere katılmıyor. Hayrünnisa Hanım da katılmayacak. Basın Olcay Hanım’ı hiç konu etmiyor. Bence Hayrünnisa Hanım’ı da konu etmemeli. Türkiye’de yapılacak daha çok iş var'' dedi. Gerçekten de bugüne kadar hiçbir dönemde, bazı siyasetçilerin eşleri gibi eşinin önüne geçmek bir yana, yanında bile resim vermeden mütevazı bir hayat yaşayan Olcay Hanım, önümüzdeki dönemde başkomutan Abdullah Gül için neredeyse ideal bir formül olmuş durumda. Sohbetimizden edindiğim izlenim, bugün TBMM’de Hayrünnisa Gül’ün bulunmayacağı yönünde. Böylelikle günlerdir gazetelerin sorguladığı “komutanlar Semra Sezer’i kutlamıştı, Hayrünnisa Gül’ü de kutlayacak mı?'' sorularının cevabı şimdiden hazır.

Resepsiyonlarda yok
Merak edilen kriz noktalarından bir diğeri olan resepsiyonlarda ise, yine Olcay Hanım örneğinde olduğu gibi Hayrünnisa Hanım’ı göremeyeceğiz. Nitekim bugüne kadar Ankara’da hiç kimse, başı açık olmasına rağmen Olcay Baykal’ı ne 29 Ekim resepsiyonunda ne de 30 Ağustos resepsiyonunda görmemiştir. Bunları yazarken insanın aklına bir süre önce medyaya sızan “Tayyip Erdoğan’ı Baykal Başbakan'' yaptı iddiaları geliyor. Ve insan düşünmeden edemiyor, şimdi de Baykal’ın eşi Gül Ailesi''nin Köşk yolunda en önemli can simidi. Dolayısıyla Deniz Baykal, Türk siyasetine daha çok gerekli gibi duruyor! Son dönemlerde sürekli adı “kriz çıkartıcı siyasetçi'' olarak anılan Baykal, aslında kimse farkında değil ama “derin krizlerin'' çözüm mimarı da olan bir siyasetçi. Siyaset bu, hele bir de Türkiye’de yapılıyorsa, kimin ne zaman kime yarayacağı, kimin kime uzak ya da yakın olduğu ve hatta kimin dost, kimin düşman olduğu, bazen çok sonra, bazen de hiç anlaşılmıyor.

Yola devam diyenler
Gelelim TSK’nın ve Abdullah Gül’ün reel ayrışma ve yakınlaşma noktalarına. Türbanı bir kenara bırakırsak, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, 22 Temmuz seçimlerinden sonraki “27 Nisan Bildirisi’nin arkasındayız'' cümlesiyle, tıpkı AK Parti gibi “Durmak Yok Yola Devam'' dedi. Tabii merak edilen, yolun bir uçurumda mı son bulacağı, yoldaki sarı-kırmızı-yeşil ışıklardan hangisinin ne zaman yanacağı ve bu ışıkların aynı anda yanması durumunda oluşacak renk harmonisi tehlikesinin, kime ne kadar yansıyacağı gibi soruların yanında; yolun duble yol mu, asfalt mı, yoksa mıcırla kaplı bir yol mu olduğu da çok önemli. Şu anda görünen o ki, yol henüz mıcırla kaplı. Bunu duble yola çevirmek, asfalt haline getirmek Abdullah Gül’ün marifetine kalıyor. Kuşkusuz Abdullah Gül’ün uzun siyasi ve hükümet tecrübesi ile kolay yapabileceği politik ataklar sayesinde, yolların stabilizasyonu mümkün gibi duruyor. Ancak bu noktada da, yolları beraber yürüdüğü arkadaşlarıyla, bu yapım işinde ne kadar ortak paylaşım yapabileceği ayrı bir sorun gibi duruyor. Hem TSK hem de AK Parti “Yola Devam'' demişken, Abdullah Gül içinse geriye, her koşulda bir yol ayrımı kalıyor. Bakalım, Gül nasıl bir “Yola Devam'' kararı alacak, hep birlikte göreceğiz. “Yola Devam'' kararının arkasında inşa edeceği yollar, öyle sağlam ve düz olmalı ki, hem özellikle AK Parti için, hem de ordunun askeri araçlarının da rahat geçebileceği bir yapıda ve düzende olmalı. Sonuçta hem traktör, hem Ferrari, hem de tanklar kullanacak bu yolları. Hele bir de yollar, yayaları kapsayabilirse ki orada sorun yok gibi duruyor. İşte o zaman Çankaya, herkesin Çankaya’sı olacaktır.


Hacı Bektaş Veli'yi anma etkinlikleri başladı
16 Ağustos 2007
A.A TBMM Başkanı Köksal Toptan, “Hacı Bektaş Veli başta olmak üzere, bu aziz toprakları milletimize yurt yapan Yunus Emre'den Mevlana'ya, Hacı Bayram Veli'den Hoca Ahmet Yesevi'ye kadar tüm erenler, bize hep sevgiyi ve hoşgörüyü öğütlemişlerdir” dedi. Toptan, Uluslararası Hacı Bektaş Veli'yi Anma ve Kültür Sanat Etkinlikleri nedeniyle Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu'na kutlama mesajı gönderdi.
Mesajında, Hacı Bektaş Veli'nin yüzyıllar öncesinde ortaya koyduğu sevginin, barış ve hoşgörüye dayanan felsefesiyle sadece Türkiye'nin değil tüm insanlığın ortak değeri olduğunu belirten Toptan, asırlardır kültürlerin ve inançların buluştuğu medeniyet havzası olan Anadolu'nun bağrından çıkan Hacı Bektaş Veli'nin, ortaya koyduğu felsefesiyle tüm insanlığı aydınlattığını kaydetti.
TBMM Başkanı Toptan, şunları kaydetti:
“(İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır, düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu) veciz sözüyle, insanlığı bilgiye davet eden hoşgörü ve barış elçisi bu bilge insan, ülkemizin sahip olduğu farklılıkları bir kültür zenginliğine dönüştürmüştür.
Hacı Bektaş Veli, bir inanç insanı olmanın yanı sıra, Anadolu'da birliğin sağlanmasına çok önemli katkılarda bulunmuş kültür elçisidir.Hacı Bektaş Veli başta olmak üzere bu aziz toprakları milletimize yurt yapan Yunus Emre'den Mevlana'ya, Hacı Bayram Veli'den Hoca Ahmet Yesevi'ye kadar tüm erenler, bize hep sevgiyi ve hoşgörüyü öğütlemişlerdir.
Bu bilge insanların görüş ve düşünceleri çatışmanın değil kaynaşmanın, ayrışmanın değil, birlik ve beraberliğin kaynağı olmuştur. Yaşadıkları dönemi aşarak günümüze kadar gelen bu gönül insanlarının anlayışı hala canlılığını korumakta ve insanlığın yolunu aydınlatmaktadır.Bu duygu ve düşüncelerle gönül, fikir ve inanç önderi Hacı Bektaş Veli'yi rahmet ve minnetle anıyor, etkinliklerinizin başarılı geçmesini diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer,

Ahmed Yesevi, Mevlana, Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli gibi büyük düşün insanlarının, her dönemde geçerliliğini koruyan öğretileriyle, Anadolu aydınlanmasını başlattıklarını belirterek, “Gurur kaynağımız olan bu inanç önderleri aynı zamanda, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, çağdaş kimliğinin oluşmasına ve yaşatılmasına katkıda bulunmuştur” dedi.
SEZER: İNANÇ ÖNDERLERİ ANADOLU'YU AYDINLATIYOR
Sezer, Hacı Bektaş Veli'yi Anma Etkinlikleri dolayısıyla bir mesaj yayımladı.
Sezer, sevgi, barış ve hoşgörü gibi insanı temel alan değerleri yücelten, oluşturuldukları dönemi aşarak günümüze ulaşan düşünce sistemlerinin, bugün de geniş kitleler için yol gösterici olmayı sürdürdüğünü ifade etti.
Sezer, insana yalnızca insan olduğu için değer veren, temel hak ve özgürlüklere saygılı bu düşünce sistemlerinin, çağdaş, demokratik yaşam biçimlerinin özünü oluşturduğunu, toplumları her zaman ileri götürdüğünü vurguladı.
Ahmed Yesevi, Mevlana, Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli gibi büyük düşünen insanlarının, her dönemde geçerliliğini koruyan öğretileriyle, Anadolu aydınlanmasını başlattıklarını kaydeden Sezer, şöyle devam etti:
“Gurur kaynağımız olan bu inanç önderleri aynı zamanda, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, çağdaş kimliğinin oluşmasına ve yaşatılmasına katkıda bulunmuştur.
Türk dili ve kültürünün korunmasına değerli hizmetleri olan Hacı Bektaş Veli, Anadolu'da ortak kültürel dokunun, toplumsal kimlik ve birliğin sağlanmasına öncülük etmiştir.
Karşılıklı sevgi ve saygı ile yardımlaşmanın toplumsal yaşamdaki yadsınmaz önemine dikkat çeken Hacı Bektaş Veli, parçası olmaktan mutluluk duyacağımız gönenç içinde bir dünyanın yolunu göstermektedir.
Hacı Bektaş Veli'nin bilgi ve bilimin ışığında doğruluk, dürüstlük ve çalışkanlığı vurgulayan öğütlerini aklımızdan çıkarmamalı, gelecek kuşaklara da aktarma sorumluluğu taşımalıyız.
Yarınlarımızın barışçı, sağlam temeller üzerinde biçimlendirilmesi için Hacı Bektaş Veli ve diğer düşün insanlarımızın engin dünya görüşlerinin yol göstericiliğinde çatışma yerine uzlaşma kültürünü benimsemeliyiz.
Sevgi, hoşgörü, iyi niyet, olumlu düşünce ve akılcı yaklaşımların bizleri daha güzel bir geleceğe ulaştıracağını bir kez daha anımsatıyor, geleneksel niteliğiyle her yıl yaşadığı topraklarda gerçekleştirilen anma törenlerinin, Hacı Bektaş Veli'nin düşüncesinin yaşatılmasında etkili olduğuna inanıyorum.”
ERDOĞAN: YAKTIKLARI IŞIK AYDINLANMAYA DEVAM EDECEK
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hacı Bektaş-ı Veli gibi büyük erenlerin gönüllerde ve zihinlerde yaktıkları ışığın millet ile bütün insanlığı aydınlatmaya devam edeceğini bildirdi.
Erdoğan, 44. Ulusal 18. Uluslararası Hacı Bektaş-ı Veli Anma törenleri nedeniyle bir mesaj yayımladı.
Başbakan Erdoğan'ın, mesajı şöyle:
“Büyük erenlerden Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Mevlana gibi Anadolu'nun manevi mimarları arasında yer almıştır.
Onlar, sevgi, barış, hoşgörü ve kardeşlik gibi değerlerimizin Anadolu'da kök salmasına öncülük etmişlerdir.
Büyük medeniyetimizin ve zengin kültürümüzün temellerinde, milli birlik ve beraberliğimizin de mayası olan bu değerler vardır.
Hacı Bektaş-ı Veli gibi büyük erenlerin gönüllerimizde ve zihinlerimizde yaktıkları ışık milletimizle birlikte bütün insanlığı aydınlatmaya devam edecektir.
Düzenlenen Hacı Bektaş-ı Veli'yi Anma Kültür ve Sanat Etkinliklerinin sevgi, barış, hoşgörü ve kardeşlik ideallerine önemli katkıları olacağına inanıyor, bütün Anadolu erenlerini rahmet ve şükranla anıyorum.”


Laiklik için kaygı duymayın 15 Ağustos 2007Laiklik için kaygı duymayın

AKP’nin cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül, kurumların hassasiyetlerini iyi bildiğini vurgulayarak, "Laikliğin korunması temel ilkemdir. Bazılarının kaygılarını gidermek için diyorum ki, siz kaygı duymayın" dedi.
Gül'den Erdoğan'a: Sizin hakkınızdı
30 Ağustos resepsiyonuna eşiyle birlikte katılıp katılmayacağı sorusunu, "Bunları konuşuruz" diyerek geçiştiren Gül, şu mesajları verdi:
SÖZÜMÜ TUTTUM
Seçimlerden sonraki basın toplantımda, ’Seçim meydanlarındaki mesajları görmemezlik edemeyiz’ demiştim. Benim adaylığım meydanlarda büyük kitleler tarafından destek gördü. Bu sözümüzü yerine getirmek ve dürüstlüğümüz göstermek için seçim sonrası derin bir şekilde düşündüm. İstişarelerden sonra millete meydanlarda verdiğimiz sözü tutmak için adaylığımı koyma kararı verdim. Bu dürüstlüğün icabıdır. Halka verdiğim sözü tutmak durumundaydım.
SİYASET DIŞIYIM
Tarafsızlık kesinlikle ilkem olacaktır. Bundan kimsenin tereddüt etmemesini özellikle rica ediyorum. Cumhurbaşkanı siyasetin dışında olacaktır. Siyasi kimliğini bırakacaktır. Herkese eşit mesafede olacağım. Hakkımda çok şey yazıldı, yorum yapıldı. Hepsini de açık toplumun bir gereği olarak iyi niyetle yapılmış değerlendirmeler olarak görüyorum, hepsi geride kalmıştır.
HASSASIM
Devlet organlarının düzenle çalışması temel hassasiyetim olacaktır. Kurumların hassasiyetini gayet iyi biliyorum, en önemli görev ve toplantılarda bulundum. Amacımız devletimizi, milletimizi güçlendirmek olacaktır. Tüm kurumlar arasındaki uyumu en iyi şekilde sağlamak temel görevim olacaktır.
YARDIMCI OLURUM
Anayasanın temel ilkesi olan laikliğin korunması temel ilkemdir. Bu konuda hiç kimsenin kaygı duymasına gerek yok. Bazılarının kaygılarını gidermek için diyorum ki, siz kaygı duymayın, laiklik prensibi Anayasanın bir prensibidir, bütün bunları korumak cumhurbaşkanının görevi olacaktır. Atatürk’ün öngördüğü çağdaş medeniyet seviyesine çıkmak hedefim olacaktır. AB hedefi doğrultusunda hükümetimize yardımcı olmak benim görevim olacaktır.
KUCAKLARIM
Eğer seçilirsem, tam bir tarafsızlık içinde, tüm vatandaşlarımızı kucaklayarak, büyük bir titizlik içinde anayasamızın rehberliğinde görevimi yapacağıma herkesin emin olmasını istiyorum. Şayet seçilirsem CHP ile de yakın işbirliği içinde olacağım, herkese eşit mesafede olacağım. Dışişleri Bakanlığı tecrübem, dünya gerçeklerini çok yakından bilen kişi olmam bana bir avantaj verecektir. Allah mahcup etmesin. /_newsimages/3895264.jpg
Kılavuzum Anayasa
Seçilirsem Anayasa’yı takip edeceğim, Anayasa kılavuzumuz olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti laik, sosyal bir hukuk devletidir. Bu ilkeleri korumak, güçlendirmek temel hedefim olacaktır. Cumhurbaşkanı devletin başıdır, devletin birliğini temsil eder, Anayasa’nın uygulanmasını gözetir. Bu ilkeden hareket edeceğim. Milletin bölünmezliğini korumak için sonuna kadar çalışacağım



SIPANS VAKIFI DUNYADA BOYLE BIRLIK VE BERABERLIGIN PEKISMESI ICIN KAYNASMAK SARTIR
Almanya’nın başkenti Berlin’de bu yıl altıncı kez yapılan “Türk Günü” şenliğine gençler damgasını vurdu. Yağan yağmura, organizasyon bozukluklarına aldırmadan ellerindeki bayrakları, kırmızı beyazın hakim olduğu giysileriyle tarihi Brandenburg Kapısı’ndan Zafer Anıtı’na uzanan geniş alanı turlayan, sahne alan sanatçılara coşkuyla eşlik eden gençler etkinliğe katılımın bu yıl çok düşük olmasını da unutturdular.
Etkinliğin starı ise kendisine Viyana’dan gelip eşlik eden Ege yöresi folklor ekibiyle diz kıran ve üstün performansıyla göz dolduran Sümer Ezgü oldu. Türkülerinden bir tanesini hem Almanca hem de Türkçe okuyan sanatçı programının sonunda göğsünden çıkardığı Türk ve Alman bayraklarıyla dostluk mesajı verdi. Minik konserinde hayranlarıyla sarmaş dolaş olan, sıcak davranışları ve hareketli müziğiyle beğeni toplayan Sümer Ezgü saat 12.00’de Anhalter Bahnhof önünden yaklaşık beş yüz kişiyle başlayan etkinliğin de doruk noktasını oluşturdu. Kortejin bu yıl da Mehter Takımı ile yürümesi bazı gençlerin elleriyle bozkurt işaretleri yapmaları, PKK aleyhine sloganlar atarak üç hilalli bayraklar sallamaları organizatörleri sıkıntıya sokarken Alman medyasının da ilginç yorumlar yapmasına neden oldu.
Berlin-Brandenburg Eyaletleri’nin kamu televizyonu RBB Abendschau Türk Günü’ne geniş yer verip “Adı Türk-Avrupa Dostluk Şenliği” olan bu etkinlik 17. yüzyılda Viyana Kapıları’na dayanan askerlerin savaş marşlarını söyleyen Osmanlı Askerleri ile başladı. Yürüyüş konvoyunun önünde ülkücü diye bilinen tanınmış simaların başı çektiği görüldü. Önceki yıllarda yüzbinlerce kişinin katıldığı gövde gösterisi bu yıl üç yüz kişi ile başladı aralarında Almanları göremedik. Türkler kendi aralarında eğlendi!” şeklinde yorum yaptı.
Televizyonun sallanılan parti bayrakları, atılan sloganlar ile ilgili yönelttiği soruyu yanıtlaya Berlin Türk Cemaati Başkanı Taciddin Yatkın “Olaylar bizim dışımızda gelişti. Olanlardan biz de memnun değiliz. Büyük bir organizasyonda bu tür şeyler olabilir.” şeklinde konuştu. Bu yıl da meydana binlerce kişiyi çekmeyi uman ve düzenlemeyi bu beklentiye göre yapan organizatörler ve Türk Günü’nde açtıkları tezgahlarda ürünlerini sergileyen, döner, sucuk-ekmek, tişört satmak isteyenler, telefon şirketlerini, huzur evlerini, derneklerini tanıtmak isteyenler de büyük hayal kırıklığına uğradılar. Esnafın büyük bir bölümü tezgahlar için ödedikleri kira parasını dahi çıkaramadıklarını söylerken bir bölümü de yağmurlu havanın önüne geçilemeyeceğini ifade edip soğukkanlılıklarını ve neşelerini bozmamayı tercih ettiler. Bazı tezgah sahipleri de gün boyunca fiyatlarını düşürerek mallarının ellerinde kalmasını önlediler.
Berlin Türk Cemaati Başkanı Taciddin Yatkın yaptığı açılış konuşmasında Berlin Türk Günü’nü entegrasyonun renkli bir örneği olarak nitelendirip hem Türk hem de Alman toplumunun bu etkinliğe sahip çıkmasıyla şenliğin daha da gelişeceğini vurguladı.
İslam dininin birleştiriciliğinden söz eden Yatkın bu anlayışla yapılan etkinlikte bütün kültürlere de kucak açıldığını dile getirdi. Berlin Senatosu Göç ve Uyum Sorumlusu Günter Piening de bir konuşma yapıp Almanya’da yaşayan Türkler’in yadsınamaz önemini vurguladı. Konsolos Bleda Kaçar da yaptığı konuşmasında konukları selamladı ve Türk Günü’nün önemine dikkat çekti. Türk Günü Notları:
-Önceki yıllarda Türk ve Alman siyasetçilerin uğrak yeri olan ve önemli isimlerin buluşma yeri haline gelen Türk Günü’ne bu yıl Büyükelçi ve Başkonsolos katılmadı.
-Türkisch Sultans adlı motorsikletçiler grubu Hamburg’dan gelerek ellerindeki bayrakları, kendilerine özgü amblemleri ve zaman zaman çıkardıkları motor sesleriyle ilginç bir görüntü oluşturdular. Almanya’daki yurttaşların haklarını aramayı kendisine misyon edinmiş Berlin’in önemli simalarından vergi uzmanı Aydın Akın elinde megafonu sırtında pankartlarıyla küçük nutuklar atıp çıkarılan göç yasasının neler kaybettirdiği konusunda pek de dinlemeye meraklı görünmeyen gençleri bilgilendirmeye çalıştı.
-Başta TRT Int olmak üzere Türk medyası etkinliğe büyük ilgi gösterdi. TRT Int, Türkiye’den takviye gelen gazetecilerle meydandan canlı yayın yaptı. Hürriyet gazetesinin internet sitesinde beş imzayla yayınlanan haberde sadece coşkuya yer verilip katılımcıların sayısındaki düşüşle ilgili tek satır yazılmazken Berlin’de kısa bir süredir yayınlanan Hüryorum adlı gazetesinin sitesinde yorum yapan Ahmet Ocak “Türk Günü Fiyaskosu” diye başlık attı. Her sene Türk Günü’nde stand açan Türk gazeteleri bu yıl bu yöntemi uygulamazken yaklaşık 300 bin okuru olan yerel Alman gazetesi “BZ” bir stand açarak sürpriz yaptı. -Adlarının yazılmasını istemeyen bazı organizasyon komitesi yetkilileri Türk Günü’ndeki grafik düşüşünün altında pek çok neden bulunduğuna dikkat çekip bütün bu konuların en geç bir hafta içinde masaya yatırılacağını ve sorumluların hesap vereceğini dile getirdiler. Bir yetkili ağız ise tüm Almanya’da yayın yapan Türkçe bir radyonun günde beşer kez yapacağı sekiz haftalık bir reklamla yüzbinlerce kişiyi meydana toplayabileceğini öne sürdü. -Etkinlikte Sümer Ezgü dışında Türkiye’den Naşide Göktürk ve Ceza da sahne aldı. Gençler ayrıca Berlin’de yaşayan sanatçı Hasan Yüksel’in türküleriyle de coştular. Sahneye çıkan genç sanatçılar arasında ise Lik-Lik Grubu, 36 Kincz Grubu, Grup Agee Recordz, Grup Basstürk, Grup Anadolu Nürnberg, Grup Kardeşlik de vardı. Şenliğin sonuna doğru sahne alan Aşık Maksut Feryadi de beğeni topladı. Berlin Türk Günü Yürüyüşü'ne Amerika Türk Dernekleri Federasyonu Başkanı Cengiz Vural da katılarak destek verdi. Sahnenin arkasındaki AB, Alman ve Türk bayrakları dışında meydana sadece Türk bayrakları hakimdi. Mavi zemin üzerindeki ay yıldızlı bayraklarıyla gezinen iki Doğu Türkistanlı da dikkatleri üzerine toplamayı başardı. Etkinliğe katılanlar arasında TDU Eski Başkanı Bahattin Kaya ve çiçeği burnunda yeni Başkan Remzi Kaplan da vardı.

Kadınlar ‘yumuşak’ erkeklerle evlenmek istiyor!

MİLLİYET İNTERNET

İngiltere’de yapılan bir araştırma kadınlar hakkında bir gerçeği ortaya çıkardı. Sonuçlar maço erkekleri üzdü! Internet üzerinden yayınlanan bir teste katılan 400 kadın kendilerine gösterilen erkek suratları hakkında yorumlar yaparak uzun süre beraberlik yaşabilecekleri tipi belirledi. Kıvrımlı kaşlara ve çıkık bir alna sahip olan ‘yumuşak’ yüzlü erkeklerin sadakat, samimiyet ve iyi babalık özellikleri testinde kadınlardan tam puan aldığı testte testin sonuçları sert yüz hatlarına sahip ‘maço’ görünümlü erkekleri hüsrana uğrattı. Konuyla ilgili açıklama yapan Buckingham Chilterns Üniversitesi Psikoloji bölümünden Dr. George Fieldman şunları söyledi: ‘Modern dünyada fiziksel güç gereklilik olarak değil, kadınlar için potansiyel bir tehdit olarak algılanıyor. Bir kadının kendisine yumuşak hatlara sahip bir partner seçmesinin nedeni bu kişinin kendisine ve doğacak çocuğuna şiddet uygulamayacağını hissetmesidir’.
Uzun yaşamın formülü bulundu
Şişmanlık, şeker ve kalp hastalıkları üzerine uzun yıllardır araştırmalar yapan Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, insanların uzun yaşamasının formülünün “egzersiz” olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Hotamışlıgil, şişmanlığın tüm dünyada hızla yayıldığını ve “çağın hastalığı” olarak adlandırıldığını dile getirerek, şişmanlıkla beraber gelen şeker, kalp hastalıkları, astım, karaciğer ve kemik hastalıklarının oranının da arttığını vurguladı.

Şişmanlığın özellikle hızlı değişim içindeki olan toplumlarda ve çoğunlukla Asya ülkelerinde arttığına dikkat çeken Hotamışlıgil, “Batı ülkelerinde olduğu kadar şişmanlamak da gerekmiyor. Kilodaki hafif değişikliklerle diyabet, kalp hastalığı, astım, karaciğer, kemik ve alzheimer gibi hastalıklar da hızla yayılıyor. İnsanlığın, önümüzdeki 20 yıl içinde en çok ihtiyacı olan şey, bu hastalıkların önüne geçmek ya da gelişen hastalıkları fazla ilerlemeden tedavi edecek yeni yöntemlerin ortaya çıkmasıdır” diye konuştu.

Dünya Sağlık Örgütü'nün istatistiklerine bakıldığında, dünyanın bir numaralı sağlık probleminin şişmanlık ve beraberinde gelen hastalıklar olduğunu kaydeden Hotamışlıgil, şunları söyledi:

“İnsanlar bunu küçümsüyor. (Biraz şişmanlasak ne olur? Şekerimiz yükselse ne olur?) diyor. Bunun ülke ekonomilerine getirdiği negatif etki inanılmaz boyutlarda. Yoksulluğun, salgın hastalıkların ötesine geçmiş durumda.
Türkiye ise şişmanlık ve buna bağlı hastalıklarda istatiksel olarak arada kalmış durumda. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde bu patlama yapacak.

Şişmanlık oranı Türkiye'de 10 yıl önce yüzde 10'lardaydı, şimdi ise yüzde 25'lerde. 5-10 yıl içinde problemler görülmeye başlayacak. Türkiye risk olarak, yüksek risk grubunda. Türkiye'de şişmanlık ve buna bağlı olarak erken dönemde diyabet, kalp hastalığı ve solunum sistemi gibi hastalıklar hızla artıyor ve ağır seyrediyor. Özellikle kalp hastalıkları bizim ülkemizde ve Türkiye'den doğuya doğru gidildiğinde çok ağır seyrediyor. Çok şişman olmak gerekmiyor. Azıcık bir kilo toplandığı zaman, özellikle vücut içi yağlarındaki artışlar hemen hastalığı tetikleyebiliyor. Genetik yatkınlık var bu kuşakta.”

Türkiye'de bazı hastalıkların artık daha erken yaşlarda görülmeye başladığını dile getiren Hotamışlıgil, “Diyabet erken yaşta görülmeye başladı. Eskiden 50'i yaşlarda başlayan diyabet, 35-40'lı yaşlara inmeye başladı. Karaciğer yağlanması 20'li yaşlarda görülmeye başlıyor. Türkiye'de bu durum sağlık sistemi açısından saatli bomba gibi. Nüfusumuz çok genç. Genç kuşak, orta yaş grubuna girdiği zaman yani 15 yıl sonra bu hastalıkların Türkiye'nin sağlık sistemine olan yükü 3-4 misline çıkacak. Buna hazırlanan bir yapı da görülmüyor” dedi.

“HER ÖĞÜN TAZE SEBZE VE MEYVE TÜKETİN”

Bir modernleşme hastalığı olan şişmanlığın ve beraberinde gelen hastalıkların önüne geçilemediğini, yaşam tarzının, yeme alışkanlıklarının değiştiğini, aile sofralarının yavaş yavaş yok olduğunu, çocukların erken yaştan itibaren sağlıksız bir beslenme kültürüyle büyüdüğünü ifade eden Hotamışlıgil, kendi evinde uyguladıklarını da şöyle anlattı:

“Biz kendi ailemizde çok basit şeyler uyguluyoruz. Yediğimiz ceviz, fındık, kayısıları saymıyoruz, her şeyin kalorisini hesaplamıyoruz, formüle dayalı bir yöntem kullanmıyoruz. Çok basit prensipler var, onların daha etkili olacağını düşünüyorum. Benim evimde beslenmedeki tek şart, her gün, her öğünde taze meyve ve sebze tüketmek.

Karbonhidratlardan uzak kalıyoruz. Pilav ve makarna gibi gıdaları daha az tüketiyor, ekmeğimizi tahıldan zengin olandan seçiyoruz. Hayvansal gıdaları haftada 1-2 kere tüketiyoruz. Pizza ve hamburger, meyve suyu ve kola evimize girmiyor. Bir kutu gazozda 150 kalori var. 10 kutuda 1500 kalori. Bunu yakmak için maraton koşmak lazım. Buzdolabında varsa, çocuklar bunu içiyor. Olmazsa su içiyorlar. Ben ve ailem hepimiz spor yapıyoruz. İnsanların uzun yaşamasının ilacının adı; egzersiz. İnsanlara egzersizden daha yararlı bir şey düşünemiyorum. Uzun yaşam ve hastalıklardan korunmanın yolu egzersizden geçiyor.”

Yaşam tarzının değiştirilmesinin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, hiçbir ilacın mucizevi olmadığını, yeterli çabanın da gösterilmesi gerektiğini anlattı.



İdamlığın vedası

İran’da son günlerde gerçekleştirilen seri idamlar bir propaganda kampanyası halineİdamlığın vedası dönüştü.Tecavüz, adam kaçırma, hırsızlık ve ahlaka aykırı davranma suçlarından geçen hafta 12, önceki gün 11 kişiyi idam eden İran, dün de bir yargıcı öldürmekle suçlanan iki mahkûmu halkın önünde astı.KARDEŞ çocukları olan Macit (28) ve Hüseyin Kavosifar (24) adındaki iki idam mahkûmu dün başkent Tahran’ın merkezinde, adli kurumların önünde asıldı. Mahkûmlar, 2005’te düzenledikleri beş silahlı soygun sırasında bazı reformcu muhalifleri idama mahkum eden bir yargıcı, bir polis yetkilisini ve yoldan geçen bir kişiyi öldürmekten ölüm cezasına çarptırılmıştı. Beş yıldır Tahran’da halka açık bir şekilde infaz edilen ilk cezalar olan son günlerdeki idamlar devlet televizyonunda da gösteriliyor. Meydanlarda toplanan binlerce kişi idamları seyrediyor. Uluslararası Af örgütü, İran’daki idam sayısının geçen yıl iki kat artarak 177’ye ulaştığını, bu yıl da şimdiye dek 143 kişinin idam edildiğini belirtiyor. İran’da son günlerde alınan tartışmalı idam kararlarından biriyse iki Kürt muhalif gazeteciyle ilgili. Ülkenin doğusundaki Merivan kentinde Adnan Hasanpur ve Hiva Butimar adlı gazeteciler silah zoruyla sistemi değiştirmeye çalışmak suçlamasıyla idam cezası aldı. İran’da gazetecilere verilen ölüm cezaları nadiren infaz ediliyor.
Bu Haber Hurriyet alinmistir.
Sipans vakifi iranin Yapmis oldugu idam cezasin kiniyoruz cunku insanlar sadece Allah tarafinda vadesi biter.

Seks için 237 neden bulundu

Antik zaman düşünürleri, seks pozisyonları üzerine kafa yormuştu. Günümüz araştırmacılarıysa 'İnsanlar neden seks yapar' sorusunun peşine düştü. Yaklaşık 2 bin kişiyle konuşarak insanların seks motivasyonlarını sorgulayan Teksas Üniversitesi psikologları, 237 ayrı 'neden'e ulaştı.Yanıtlara göre insanları seks yapmaya motive eden nedenler arasında 'sarhoş olmak' da var, 'kendini Tanrı'ya yakın hissetme arzusu' da. Listenin 173. maddesi, baş ağrısının sekse 'Hayır' demek için bir bahane değil, ondan kurtulmak isteyenleri partneriyle sekse yönlendiren bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor.'Uykuya dalmamı kolaylaştırıyor', 'Partnerimin güçlü hissetmesini sağlıyor', 'Kalori yaktırıyor', 'Bir iyiliğin karşılığı', 'Sıcak tutuyor', 'Düşmanımın canını yakmak', 'Sohbet konusunu değiştirmek' yanıtlarının yanında 'İyi bir egzersiz' en zayıfı gibi görünüyor; ama bir de şu var: 'Benimle boy ölçüşmeye kalktı!'
'Bir görev' gibi hissedenler
Önce 400 kişiden seks nedenlerini öğrenen uzmanlar, daha sonra 1500 kişiye bu nedenlerin önem derecesini sordu. 237 nedenden her birinin en azından birkaç insan için en önemli neden olduğu ortaya çıktı. Hem erkeklerin hem de kadınların en sık ifade ettiği ortak nedense, 'O insandan etkilenmiştim'di.Araştırmayı yürüten uzmanlar sonuçları 'fiziksel', 'bir amaca yönelik', 'duygusal' ve 'güvensizlik' şeklinde dört ana başlıkta topladı.Örneğin 'Güzel mavi gözleri vardı', 'Çekici bir vücudu vardı' gibi cevaplar fiziksel özellikleri motive edici bulanlara aitken, 'Rakibimin ilişkisini sona erdirmek istedim', 'Beni aldatan partnerimle skoru eşitlemek istedim' gibi cevaplar amaca yönelik seks yapanlara, 'Daha derin bir düzeyde iletişim kurmak istedim' tarzı açıklamalar duygusallara, 'Bu bir görevmiş hissettim' ve 'Kendime güvenimi artırmak istedim' gibi cevaplarsa güvensizlere ait. (Radikal)

2007 Arap güzeli Bahreyn'den çıktıBu yıl ikincisi düzenlenen
"2007 Arap Dünyası Güzeli" yarışması tüm tepkilere rağmen Mısır'da yapıldı. Bahreynli güzel Cenahi birinci olduDIŞ HABERLER SERVİSİÜlkeye İslami düzen getirmeye çalışan "Müslüman Kardeşler Cemaati"nin giderek güçlendiği Mısır'da, tüm tepkilere rağmen ikinci kez güzellik yarışması düzenlendi.Başkent Kahire'de önceki gün gerçekleştirilen "2007 Arap Dünyası Güzeli" yarışmasında Bahreynli güzel Vefa Cenahi birinci oldu. Arap dünyasının en güzel kızının seçildiği yarışmaya ilk kez katılan ve kraliçelik tacını türbanının üzerine takan Vefa Cenahi'nin ardından ikinciliği Lübnanlı güzel Rula Bahci, üçüncülüğü Tunuslu güzel Hatice Mrabt ve dördüncülüğü de Libyalı güzel Rima el Kseyri elde etti.Aralarında Lübnan, Irak, Libya, Filistin, Mısır, Cezayir, Fas, Tunus ve Sudan'ın bulunduğu 16 Arap ülkesinin katıldığı yarışma, dünyanın birçok yerinde düzenlenenlerden farklı oluşuyla dikkat çekti. Suudi Arabistan'ın ilk kez bu yıl katıldığı yarışmada mayolu geçiş yapmayan güzellerin, sadece kısa kollu tişörtler giymelerine izin verildi. Fazla dekolte olmayan tuvaletler giyebilen yarışmacılardan birkaçı ise milli kıyafetlere benzer kostümleri tercih etti. Yarışma sırasında adayların çoğunluğunun sıkılgan ve çekingen tavırları dikkat çekerken, Lübnanlı Rula Bahci ve geçen yılın kraliçesi Iraklı Claudia Hana profesyonellikleriyle göz doldurdu.

23. Dönem milletvekili seçimlerinde Kahramanmaraş'tan Secilen Milletvekileri Milletvekilerimiz Tebrik ederim ve Basarilar dilerim umarim beraber calismalarimiz olur.Sipans Baskani Ali Ogut Hollanda
23. Dönem milletvekili seçimlerinde Kahramanmaraş'tan aday olan (üst sıra soldan sağa) AKP'li Mehmet Sağlam, Nevzat Pakdil, Avni Doğan, Veysi Kaynak, (alt sıra soldan sağa) Fatih Arıkan ve Cafer Tatlıbal, CHP'den Durdu Özbolat ile MHP'den Mehmet Akif Paksoy, meclise girmeye hak kazandı.

ilimiz icin hayirli olsun.

Ömrü Uzatan 7 Gıda
Ömrü Uzatan 7 GıdaBadem, kahve, tarçın, patates, sebze çorbası, zeytinyağı, çay...Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü (AICR), 2007’ye sağlıklı bir başlangıç yapmanız için, vücudu kanser, kalp krizi, Alzheimer ve diyabet gibi ciddi rahatsızlıklara karşı koruyan besinlerin listesini açıkladı.Badem: Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.Kahve: Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.Tarçın: Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.Patates: Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi'ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17. sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdikten sonra yemeyi tercih edin.Sebze çorbası: Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellikle sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.Zeytinyağı: Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren “8oxodG” adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanı sıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor, 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.Çay: Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60'a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.
Turkiyeden Yeni Milletvekil dagilim Son OlarakPartiToplam Oy Oy Oranı Milletvekili
AKP16.340.534 %46,664 341
CHP7.300.234 %20,847 112
MHP5.004.003 %14,29 71
DP1.895.807 %5,414 0
GP1.062.352 %3,034 0
Bağımsız1.822.253 %5,204 26
Diğer1.592.132 %4,547 0
Toplam35.017.315 %100 550
Sipans Baskan yeni Hukumete Basarilar Dileriz.Umarim Hos Goru Ve Sevgi Hakim Olur Uzlasma saglanir ulkemiz icin her zaman inatlari birakip en iyisi neyse onda birlesmek gerekiyor.Bu Donem . secilen Tummilletvekillerimizede başarılar diliyoru . Ve Tebrik ediyorum.EN İÇTEN DİLEKLERLE ESEN KALIN ALİ ÖĞÜT Sipans Baskani Hollanda


22 Temmuz ve uzlaşı kültürü ulkemize yarar getirir.
Türkiye, çok partili hayata geçişten sonraki 16'ncı seçimini bugün gerçekleştiriyor. Milli iradenin sahibi olan vatandaşlar, bugün sandık başına giderek TBMM'nin yeni üyelerini ve yeni hükümeti seçecek. Sandıktan çıkacak olan sonuç, Türkiye'yi başında bulunduğumuz 21. yüzyılın ikinci onyılına taşıyacak olan yeni yönetimi ve izleyeceği politikaları belirleyecek.Bu seçimin bir coşku havası içinde geçmesi, Türkiye'ye yakışan bir olgunlukla, düzgün bir şekilde sonuçlanması en içten dileğimizdir. Tatil yörelerinin boşalması, sahil kıyılarını büyük kentlerimize bağlayan bütün ulaşım hatlarının yoğunluğu, vatandaşlarımızın oy kullanma sorumluluğuna yüksek bir bilinçle sahip çıktığını gösteriyor. Bu durum sevindiricidir. * * *Erken genel seçime, cumhurbaşkanı seçimi sürecinde Türkiye'nin ağır bir siyasi bunalımın içine girmesi ve siyasal sistemin kilitlenmesi üzerine başvurulmuştu.Bu gece sandıktan hangi sonuç çıkarsa çıksın, bu sonuç hangi hükümeti işbaşına getirirse getirsin, seçmenin tercihinin saygıyla karşılanması demokrasinin en temel kuralıdır. Türkiye, önümüzdeki dönemde bütün çözümlerini demokratik meşruiyet zemini içinde üretmek durumundadır. Seçim sonrasında kurulacak olan hükümeti hem içte hem dışta devasa sorunlar bekliyor. AB içinde Türkiye'nin tam üyeliği konusundaki görüş ayrılığı derinleşiyor. ABD Kongresi'nde bir "Ermeni Soykırımı" tasarısı gündeme alınmak üzere hazır bekletiliyor.Güney komşumuz Irak parçalanma süreci içinde belirsizliğe doğru yol alırken, bu belirsizliğin serpintileri ülkemiz için önemli güvenlik sorunları yaratıyor, PKK terörü yeniden tırmanma eğilimi gösteriyor. Bu liste uzatılabilir. * * *Ülkemiz, bu seçim dönemini büyük bir kutuplaşma ortamı içinde geçirdi. Türkiye'nin karşısındaki sorunlarla başa çıkabilmesi için öncelikle kutuplaşma ortamının geride bırakılması, yerine bir yumuşama ve normalleşme ikliminin hâkim kılınması gerekiyor. TBMM'nin yeni üyelerinin, bu ihtiyaca karşılık verecek bir sorumluluk anlayışıyla davranacaklarını ümit ediyoruz. Uzlaşı kültürünün içselleştirilmesi, Türkiye'nin önündeki en önemli eşiklerden biridir. Cumhurbaşkanlığı seçimi, bu çerçevede ilk kritik sınav olarak karşımıza çıkıyor. Yakın geçmişte yaşadığımız tecrübeden sonra bu sınavın sağduyuyla aşılması, Türkiye'nin yeni döneme umut ve iyimserlikle başlaması için hayırlı bir adım olabilir.

23 Temmuz sabahı Partiler Gore Milletvekil dagilmi soyle oluyor.
Yani AKP, CHP, MHP , temsil edileceği bir Meclis’in 23 Temmuz sonrasında Türkiye’yi çok rahatlatacağını düşünüyorum.Çünkü, eğer tek parti ihtimali olmazsa, tek koalisyon ihtimali beni düşündürüyorAkp: 340 sandalyeCHP: 112 sandalyeMHP: 71 sandalyeBağımsız: 27 sandalye .Boyle olursa 23 Temmuzdan sabah 3 Parti birde Bagimsizlar girecek ve bu sefer Cok degisik bir tabloyla turkiye kalacak ve Halikin istedigi sandiga yanisiyacaktir.Ali Ogut . Sipans Vakifin Baskani HollandaTürkiye genel ortalama Milletvekli dagilim .340+112+71+27=550 milliyet vekil ediyor.Ikinci secenektir.Ama Uc Parti Baraji asarsa ve Birde Bagimsiz girer.ve son olarak taplo soyle olabilir.CHP:112 MilletvekilAKP:340 MilletvekilMHP:71 MillletvekilBagimsizlar 27 MilletvekiliyleBoylece de 550 Milletvekil ediyorBu kesin olan sonuclargore Sipans Vakifin Ayitir. Umarim Ulkemiz icin hayirli olur.Akp Yoneticilerin ve Milletvekilligi kazan tumun kutluyorum hayirli olsun diyorum ve yola devam. sayin Basbakan Erdogani gercekten bu basaridan dolayida ayrica kutluyorum.saygilarimla Ali Ogut Sipans Baskani.
Flaman usulü demokrasi
Ergun KULA /
LAHEYHollanda’da sürpriz bir şekilde seçilerek ilk Türk asıllı senatör olan Sosyalist Partili (SP) Düzgün Yıldırım, yemin edip göreve başlamasına rağmen partisinin "Görevi bırak" baskısına maruz kalıyor.SP lideri Jan Marijnissen, "Eğer görevi bırakmazsa partiden atacağız" diye tehdit etti, Yıldırım ise "Görevi bırakmam, mücadeleye devam" yanıtını verdi.HOLLANDA’da 29 Mayıs tarihinde yapılan senato seçimlerinde alt sıralarda yer almasına rağmen aldığı tercih oylarıyla Türk kökenli ilk senatör olan SP’li (Sosyalist Parti) Düzgün Yıldırım’ın bu görevi kabul etmemesi için parti yönetiminin yaptığı baskı giderek artıyor.Yıldırım, seçimde listenin 18’inci sırasında olmasına karşılık tercih oylarıyla 4’üncü sıraya yükselip seçilmişti. Hollanda’da senato üyeleri, eyalet meclisleri üyeleri tarafından seçiliyor. Yıldırım’ın bu başarısı karşısında şok yaşayan Sosyalist Parti (SP) lideri Jan Marijnissen, Hollanda televizyonunda önceki akşam NOVA adlı programda yapılan söyleşide, "Senato’daki koltuğunu bırakmalı. Bunu yapmazsa biz SP olarak kendisini partiden atacağız" dedi. Yıldırım, 12 Haziran’da düzenlenen yemin törenine katılarak senatodaki görevine resmen başlamıştı. Senatoda parti grubunun listedeki sıralamaya göre oluşmasını isteyen Sosyalistler, seçim sonrası Yıldırım’a yerini listede üst sıralardaki birine bırakması yönünde baskı yapmışlardı.Sosyalist Parti genişletilmiş yönetim kurulu toplantısında ise Yıldırım’ın görevi kesin olarak iade etmesi gerektiği, bunun, parti disiplininin bir gereği olduğu kararına varılmıştı. Yıldırım için parti yönetiminin aldığı "Görevi bırak" yönündeki kararından sonra SP genel kurulu toplanmış 1029 delegeden 991’i Yıldırım’a karşı "Hayır" oyu kullanmış, sadece 38 delege Senato’daki görevine devam etmesi yönünde oy vermişti.LİDER HEGEMONYASIPartide bütün kararların yalnızca iki kişi tarafından alındığını belirten Düzgün Yıldırım, senatörlük görevini iade etmeyi düşünmediğini yineledi. Yıldırım, "Parti yönetimi yalnızca istediği insanları göreve getiriyor ve seçtiği insanların da eleştirel olmamasına dikkat ediyor. Üyelerin hem siyasi lider Marijnissen’in, hem de Tiny Kox’un sözünden çıkmamaları gerekiyor. İnsanlara bu şekilde davranılması SP’nin prensiplerine aykırı. Parti yönetimi herkese eşit davranmıyor" dedi. Partiden atılması halinde Yıldırım, bağımsız aday ya da başka bir partiye katılarak koltuğunu koruyabilir.Sosyalist Parti, parlamentonun 150 üyeli Temsilciler Meclisi kanadında 25 ve Senato kanadında da 12 üye ile temsil ediliyor. Hıristiyan Demokratlar, İşçi Partisi ve CU Hıristiyan Birlik partilerinden oluşan koalisyon hükümeti senato da çoğunluğa sahip. Sosyalist Parti ise 12 üyeyle dördüncü durumda. Tercihli oyla seçildi1963 yılında Tunceli Mazgirt’te doğdu. 1980 yılında Hollanda’ya geldi. Rotterdam Meslek Yüksek Okulu’nda 1988’de mezun oldu. Amsterdam VU Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’ni 1994 yılında bitirdi. 1994-2002 yılları arasında Zwolle Belediye Meclisi üyesi olarak görev yaptı. 1990’lı yılların başından bu yana Sosyalist Parti içinde faaliyet gösteriyordu, 2002 yılından bu yana Sosyalist Parti yönetiminde Batı Overijssel Bölge Temsilcisi olarak yer alıyor. 2003 seçimlerinde girdiği Overijssel Eyalet Meclisi’nde partisinin Grup Başkanlığı’na getirildi. Yıldırım, 7 Mart’ta yapılan seçimlerde Overijssel Eyalet Meclisi’ne tekrar girme başarısını göstermişti. 29 Mayıs’ta da tercih oylarıyla senatör olmuştu.

Deutsc
Sıla yolu kana bulandıhland:
Baba Salih Öktem de kurtarılamadı
Türkiye'ye giderken Bulgaristan'da yaşanan kazada ailesinin üç ferdini kurban veren Öktem Ailesi’nin babası Salih Öktem’in de dün kaldırıldığı hastanede vefat ettiği öğrenildi. Okulların tatile girmesiyle anavatan yolunu tutan beş kişilik Öktem Ailesi’nin geçirdiği korkunç kazadan ağır yaralı olarak kurtulan ilkokul öğrencisi 12 yaşındaki Müslüm Öktem’in sağlık durumu ciddiyetini koruyor. Öktem Ailesi, Alman Otomobil Kulübü “ADAC” üyesi olmadıkları için Müslüm Öktem Berlin’e özel helikopterle getirilemedi.aziran tarihinden önce Türkiye’ye giriş yapan ve 22 Temmuz 2007’den sonra yine Türkiye’den yurtdışına çıkış yapacak Avrupalı Türkler’i seçim heyecanı sardı. 40 yıldan beri oy kullanamayan bazı “göçmen seçmenler” gümrük kapılarında hazırlanan seçim sandıklarına giderek oylarını kullanıyorlar. Avrupa’daki temsilciliklerde ya da posta yoluyla oy kullanılamamasını eleştiren bir grup Almanya Türk’ü de bu seçimlerde oylarını birlikte kullanarak gövde gösterisi yaptılar.
TOPLUCA OY KULLANDILAR
Aralarında kabare sanatçısı Şinasi Dikmen’in de bulunduğu Avrupalı Göçmen Seçmenler Grubu’nu Kuşadası, Güzelçamlı ve Davutlar CHP Örgütleri’nin katkıları, Almanya Türk Veli Dernekleri (FÖTED) Federasyonu Başkanı Doktor Ertekin Özcan ile Işıl Özcan, Cafer İnan ve Hüseyin Emiroğlu’nun organizesiyle biraraya gelen 20 kişilik grup oylarını Çeşme’den Sakız Adası’na giderek kullandılar. Yurtdışından tatil için gelen bütün yurttaşların oylarını kullanmalarının önemine dikkat çeken Dr. Ertekin Özcan gümrüklerde oy kullanacakların, Türkiye’de herhangi bir seçim bölgesinde kayıtlı olmamalarının ve T.C. pasaportlarını beraberlerinde bulundurmaları gerektiğini hatırlattı.

Sipans Baskanin Turkiyedeki Secimle ilgil tahminler

Sipans Tahminleri sonucuna göre Akp, yüzde 33-40 arasında oy alacak ChP ise yüzde 20 - 28 arasında oya ulaşacak.Meclis'e giren Besinci parti MHP',GP,DP,nin oy oranı ise MHP 15 ile yüzde 19 Genc Parti ise Baraji 8 -10.4 DP Partisde 7-10.5 Bu oranlardan ortaya çıkan Meclis'teki sandalye dağılımı ise şöyle:
CHP: 178- sandalye
AKP: 291- sandalye
MHP: 75- sandalye
Bağımsız: 29 -45 sandalye
GP 20-32 sandalye
DP 27-40- Arasi Sandalye Yada SP olabilir.
Boyle olursa 23 Temmuzdan sabah 5 Parti birde Bagimsizlar girecek ve bu sefer Cok degisik bir tabloyla turkiye kalacak ve Halikin istedigi sandiga yanisiyacaktir.Ali Ogut . Sipans Vakifin Baskani Hollanda

Türkiye genel ortalama Milletvekli dagilim Tahminleri.
291+178+75+29+20+27=550 milliyet vekil ediyor.

Türkiye genel ortalama Yuzdelik tahminleri.
33+22=52+15+10+10+=%87
%13 =%100

Bu secim Halkin Cogunlugun temsil etigini gosterecektir. Turkiyeden 22 Temmuzdaki secimlerden umarim kararsizlar hukumeti degistirebilir bir kapasiteye sahiptidir.ve oyunda kolanmayanlarda olacaktir bu nedenlede onlarida secme ve terci hakinda bir gelecek icin secme haki ve vatandaslik haklarinda kulanmayacaklardi ve boyleced yazik olacaktir umarim bunlarda secim gun oyunun kullanirlar. haklarin kullanip ve gelecek secimlerden daha duzenli bir sitem olusmasi icinde secilme ve secim sitemi degistirilmesi gerekir cunku bizler artik daha Koltular yapisik ve cogunlugu temsil edilmesi,ve adaylara gore oylarin partiye degil adaya verilmesi ve boylecede partiler icindeki duzensizligi ortadan kaldirmis olunur ve surekli olenlerin yerinde listeden ve disardan millet vekileri atana bilir. Oldugu gibi kanunlara saygil olup ve gelecegimiz karartamak zorunda degiliz.
saygilarimla Allahtan Halkimiz icin hayirli olmasinda dilerim,tum Partilerden simdiden Basarilar Dilerim.
Ali Ogut . Sipans Vakifin Baskani Hollanda
Tel:0031654216499
info@sipans.com

Almanya’da göç yasasının engeli kalmadı
Almanya’da tartışmalı göç yasası, Federal Eyalet Temsilciler Meclisi’nden de geçti. Böylece yasanın yürürlüğe girmesinin önünde engel kalmadı. Türkler yasaya tepki gösteriyor.
DİĞER HABERLER
• Merkel’in Rum kesimi pişmanlığı
• D’Alema Sarkozy’yi eleştirdi
• Almanya’da göç yasasının engeli kalmadı
• Zapatero 4 bakanı değiştirdi
• Pakistan’da iki Türk vatandaşı tutuklandı
DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER
• AB’den Türkiye’ye Kyoto baskısı
• Merkel’in Rum kesimi pişmanlığı
• Filistinli kameraman İsrail ateşi altında
• Rusya’dan ABD’ye Kaliningrad uyarısı
• Lal Medresesi kuşatmasında 3’üncü gün
NTV
Güncelleme: 16:51 TSİ 06 Temmuz 2007 Cuma
BERLİN - Sol parti milletvekili Hakkı Keskin, yasa değişikliğini Almanya’nın yüz karası olarak nitelendirdi. Keskin, yasayla Almanya’ya aile birleşimi yoluyla gelmek isteyenlere set çekilmek istendiğini belirtti, “Bu kişilerin önceden Almanca öğrenmeleri isteniyor. Bu, Türkiye’nin 2-3 büyük kenti dışında mümkün değil” dedi. Keskin, yasada Almancayı Almanya’da belirli süre içinde öğrenmeyenlerin, oturma izinlerinin iptaline yönelik maddelerin de yer aldığını hatırlattı.
Hükümetin sert eleştirilere rağmen geri adım atmadığı yasada, Almanya’da yaşamalarına rağmen iltica talepleri reddedilenlerin, iş bulamamaları durumunda sınırdışı edilmesi de öngörülüyor.Türk toplumu, yasayla etnik ayrımcılık yapıldığını savunuyor.

Almanya Turkgunu senligi Sona eridi
eutschland: TÜRK GÜNÜ SONA ERDİ
SIPANS VAKIFI DUNYADA BOYLE BIRLIK VE BERABERLIGIN PEKISMESI ICIN KAYNASMAK SARTIR


Almanya’nın başkenti Berlin’de bu yıl altıncı kez yapılan “Türk Günü” şenliğine gençler damgasını vurdu. Yağan yağmura, organizasyon bozukluklarına aldırmadan ellerindeki bayrakları, kırmızı beyazın hakim olduğu giysileriyle tarihi Brandenburg Kapısı’ndan Zafer Anıtı’na uzanan geniş alanı turlayan, sahne alan sanatçılara coşkuyla eşlik eden gençler etkinliğe katılımın bu yıl çok düşük olmasını da unutturdular.

Etkinliğin starı ise kendisine Viyana’dan gelip eşlik eden Ege yöresi folklor ekibiyle diz kıran ve üstün performansıyla göz dolduran Sümer Ezgü oldu. Türkülerinden bir tanesini hem Almanca hem de Türkçe okuyan sanatçı programının sonunda göğsünden çıkardığı Türk ve Alman bayraklarıyla dostluk mesajı verdi. Minik konserinde hayranlarıyla sarmaş dolaş olan, sıcak davranışları ve hareketli müziğiyle beğeni toplayan Sümer Ezgü saat 12.00’de Anhalter Bahnhof önünden yaklaşık beş yüz kişiyle başlayan etkinliğin de doruk noktasını oluşturdu.

Kortejin bu yıl da Mehter Takımı ile yürümesi bazı gençlerin elleriyle bozkurt işaretleri yapmaları, PKK aleyhine sloganlar atarak üç hilalli bayraklar sallamaları organizatörleri sıkıntıya sokarken Alman medyasının da ilginç yorumlar yapmasına neden oldu.

Berlin-Brandenburg Eyaletleri’nin kamu televizyonu RBB Abendschau Türk Günü’ne geniş yer verip “Adı Türk-Avrupa Dostluk Şenliği” olan bu etkinlik 17. yüzyılda Viyana Kapıları’na dayanan askerlerin savaş marşlarını söyleyen Osmanlı Askerleri ile başladı. Yürüyüş konvoyunun önünde ülkücü diye bilinen tanınmış simaların başı çektiği görüldü. Önceki yıllarda yüzbinlerce kişinin katıldığı gövde gösterisi bu yıl üç yüz kişi ile başladı aralarında Almanları göremedik. Türkler kendi aralarında eğlendi!” şeklinde yorum yaptı.

Televizyonun sallanılan parti bayrakları, atılan sloganlar ile ilgili yönelttiği soruyu yanıtlaya Berlin Türk Cemaati Başkanı Taciddin Yatkın “Olaylar bizim dışımızda gelişti. Olanlardan biz de memnun değiliz. Büyük bir organizasyonda bu tür şeyler olabilir.” şeklinde konuştu.
Bu yıl da meydana binlerce kişiyi çekmeyi uman ve düzenlemeyi bu beklentiye göre yapan organizatörler ve Türk Günü’nde açtıkları tezgahlarda ürünlerini sergileyen, döner, sucuk-ekmek, tişört satmak isteyenler, telefon şirketlerini, huzur evlerini, derneklerini tanıtmak isteyenler de büyük hayal kırıklığına uğradılar. Esnafın büyük bir bölümü tezgahlar için ödedikleri kira parasını dahi çıkaramadıklarını söylerken bir bölümü de yağmurlu havanın önüne geçilemeyeceğini ifade edip soğukkanlılıklarını ve neşelerini bozmamayı tercih ettiler.
Bazı tezgah sahipleri de gün boyunca fiyatlarını düşürerek mallarının ellerinde kalmasını önlediler.


Berlin Türk Cemaati Başkanı Taciddin Yatkın yaptığı açılış konuşmasında Berlin Türk Günü’nü entegrasyonun renkli bir örneği olarak nitelendirip hem Türk hem de Alman toplumunun bu etkinliğe sahip çıkmasıyla şenliğin daha da gelişeceğini vurguladı.

İslam dininin birleştiriciliğinden söz eden Yatkın bu anlayışla yapılan etkinlikte bütün kültürlere de kucak açıldığını dile getirdi. Berlin Senatosu Göç ve Uyum Sorumlusu Günter Piening de bir konuşma yapıp Almanya’da yaşayan Türkler’in yadsınamaz önemini vurguladı. Konsolos Bleda Kaçar da yaptığı konuşmasında konukları selamladı ve Türk Günü’nün önemine dikkat çekti.

Türk Günü Notları:


-Önceki yıllarda Türk ve Alman siyasetçilerin uğrak yeri olan ve önemli isimlerin buluşma yeri haline gelen Türk Günü’ne bu yıl Büyükelçi ve Başkonsolos katılmadı.



-Türkisch Sultans adlı motorsikletçiler grubu Hamburg’dan gelerek ellerindeki bayrakları, kendilerine özgü amblemleri ve zaman zaman çıkardıkları motor sesleriyle ilginç bir görüntü oluşturdular.

Almanya’daki yurttaşların haklarını aramayı kendisine misyon edinmiş Berlin’in önemli simalarından vergi uzmanı Aydın Akın elinde megafonu sırtında pankartlarıyla küçük nutuklar atıp çıkarılan göç yasasının neler kaybettirdiği konusunda pek de dinlemeye meraklı görünmeyen gençleri bilgilendirmeye çalıştı.


-Başta TRT Int olmak üzere Türk medyası etkinliğe büyük ilgi gösterdi. TRT Int, Türkiye’den takviye gelen gazetecilerle meydandan canlı yayın yaptı. Hürriyet gazetesinin internet sitesinde beş imzayla yayınlanan haberde sadece coşkuya yer verilip katılımcıların sayısındaki düşüşle ilgili tek satır yazılmazken Berlin’de kısa bir süredir yayınlanan Hüryorum adlı gazetesinin sitesinde yorum yapan Ahmet Ocak “Türk Günü Fiyaskosu” diye başlık attı. Her sene Türk Günü’nde stand açan Türk gazeteleri bu yıl bu yöntemi uygulamazken yaklaşık 300 bin okuru olan yerel Alman gazetesi “BZ” bir stand açarak sürpriz yaptı.

-Adlarının yazılmasını istemeyen bazı organizasyon komitesi yetkilileri Türk Günü’ndeki grafik düşüşünün altında pek çok neden bulunduğuna dikkat çekip bütün bu konuların en geç bir hafta içinde masaya yatırılacağını ve sorumluların hesap vereceğini dile getirdiler. Bir yetkili ağız ise tüm Almanya’da yayın yapan Türkçe bir radyonun günde beşer kez yapacağı sekiz haftalık bir reklamla yüzbinlerce kişiyi meydana toplayabileceğini öne sürdü.

-Etkinlikte Sümer Ezgü dışında Türkiye’den Naşide Göktürk ve Ceza da sahne aldı. Gençler ayrıca Berlin’de yaşayan sanatçı Hasan Yüksel’in türküleriyle de coştular. Sahneye çıkan genç sanatçılar arasında ise Lik-Lik Grubu, 36 Kincz Grubu, Grup Agee Recordz, Grup Basstürk, Grup Anadolu Nürnberg, Grup Kardeşlik de vardı. Şenliğin sonuna doğru sahne alan Aşık Maksut Feryadi de beğeni topladı.

Berlin Türk Günü Yürüyüşü'ne Amerika Türk Dernekleri Federasyonu Başkanı Cengiz Vural da katılarak destek verdi. Sahnenin arkasındaki AB, Alman ve Türk bayrakları dışında meydana sadece Türk bayrakları hakimdi. Mavi zemin üzerindeki ay yıldızlı bayraklarıyla gezinen iki Doğu Türkistanlı da dikkatleri üzerine toplamayı başardı. Etkinliğe katılanlar arasında TDU Eski Başkanı Bahattin Kaya ve çiçeği burnunda yeni Başkan Remzi Kaplan da vardı.






<< Startpagina

Aanmelden bij Berichten [Atom]