dinsdag 26 juni 2007

 

Her 3 kanserden 2'si önlenebilir!

Kanserden korunma hedefleri arasında tütün kullanımının engellenmesi, beslenme alışkanlıklarında değişiklik yapılması gibi faktörler yer alıyor.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. Bülent Karabulut, tüm kanserlerin yaklaşık üçte ikisinin potansiyel olarak önlenebilir nitelikte olduğunu belirterek, “Kanser nedenlerine bakıldığında ilk sırada tütün gelmektedir. Diğerleri ise diyet-obezite, çevresel etkenler, aile hikayesi, alkol, radyasyon, güneş ışığı olarak sıralanabilir” dedi.Kadın ve erkeklerde görülme sıklığına göre bakıldığında erkeklerde birinci sırada prostat kanserinin, ikinci sırada akciğer, üçüncü sırada kolorektal kanserlerin geldiğini açıklayan Doç.Dr. Karabulut, “Kadınlarda ise meme, akciğer ve kolorektal kanserler ilk üç sırada yer almaktadır. Kansere bağlı ölümler yetişkin yaş grubunda erkeklerde kardiyovasküler hastalıklardan sonra ikinci sırada yer almaktadır” diye konuştu.Kanserden korunma hedefleri arasında ilk sıralarda tütün kullanımının engellenmesi, diyet ve beslenme alışkanlıklarında değişiklik yapılması, fiziksel aktivitenin sağlanması, alkol alımının azaltılması, ultraviyole ışınlarından korunma gibi faktörlerin yer aldığını belirten Doç. Dr. Karabulut, “Meyve ve sebzelerin fazla alınmasıyla akciğer kanseri görülme olasılığı arasında ters ilişki vardır. Yüksek yağ ve kolesterol içerikli diyetin akciğer kanseri olasılığını arttırdığı düşünülmektedir. Aşırı alkol alımı baş boyun kanseri riskini arttırmaktadır. Tuzlanarak saklanan sebzeler, yüksek ısıda pişirilen yiyecekler ve küflü yiyecekler kanser riskini arttırmaktadır. Yüksek ısıda, direk alevler üzerinde, ızgarada ya da dumanda pişirilen yiyeceklerde oluşan maddeler de mide kanseri riskini yükseltmektedir. C ve E vitaminleri ile diğer antioksidanlar mide kanserine karşı koruyucu rol almaktadır” dedi.Tüm dünyada yaklaşık 1 milyon kişinin tütün kullanımına bağlı kansere yakalandığının tahmin edildiğini açıklayan Doç. Dr. Karabulut, “Yapılan çalışmalar 1 milyar kişinin sigara, 600 milyon kişinin ise tütün çiğneme alışkanlığının olduğunu göstermektedir” diye konuştu.
Serinlerken hastalanmayın!
Vücut sıcaklığının çok altında ya da üzerinde kullanılan klimalar, insan vücudunu rahatsız ediyor. 26 Haziran 2007 Salı
Adnan Menderes Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Didem Evci, vücut sıcaklığının çok altında ya da üzerinde kullanılan klimaların insan vücudunu rahatsız edeceğini söyledi. Yrd. Doç. Dr. Evci, iklimlerdeki değişikliklerin klimaları hayatın ayrılmaz bir parçası haline getirdiğini ve son zamanlarda bilim adamlarının "havalar daha fazla ısınacak" açıklamalarının insanları klimalara karşı yoğun bir talebe yönlendirdiğini belirtti. Klimaları kullanırken yaratacağı zararların da göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Evci, şöyle konuştu: "İnsan vücudu sıcaklığına uygun klima çalıştırmayı unutmamalıyız. Vücut sıcaklığının çok daha altında ya da üzerinde kullanılan klimalar insan vücudunu rahatsız edecektir. İnsan vücudunun ortalama vücut sıcaklığının 37 derece olduğunu söylersek klimaların 20 ile 26 derece arasındaki sıcaklıkta çalıştırılması yeterli olacaktır."
İşyerinde stres menopoz getiriyor
Çalışma saatleri uzun olan ve stresli işlerde çalışan kadınların menopoza ortalama bir yaş erken girdiği belirlendi.
26 Haziran 2007 Salı
Fransa'daki Versailles Üniversitesi'nin 50 yaşın üzerindeki 1500 kadın üzerinde yaptığı araştırmada, haftalık çalışma saatleri 48 saatin üzerinde olan ve iş yerinde stres yaşayan kadınların doğurgan dönemlerinin daha erken sona erdiği bulundu. Bu kadınların, ortalama menopoz yaşı olan 52'den bir yıl önce, 51 yaşında menopoza girdiği görüldü. Depresyondaki kadınların da daha erken yaşta menopoza girdikleri belirlendi.


Sıcak hava 'kızdırıyor'!

Aşırı sıcak havanın, beden sağlığı üzerinde olduğu kadar ruh sağlığı üzerinde de olumsuz etkileri bulunuyor.
26 Haziran 2007 Salı
Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Ahmet Ayer, psikolojik rahatsızlık tanısı konmuş kişilerin özellikle aşırı sıcak havada ilaçlarını düzenli alması ve bol su tüketmesi gerektiğini belirtti. Ruh sağlığı açısından "sağlıklı" insanların bile aşırı sıcaktan etkilendiğini ve gün içinde çeşitli reaksiyonlar yaşadığını belirten Ayer, "Tahammülsüzlük, aşırı sinirlenme, öfke, depresyon, uyku bozuklukları belirtilerini yaşadıklarını düşünürsek, psikolojik tedavisi ya da tanısı olan hastaların da sıcaklardan etkilendiğini söylemek mümkündür" dedi. Dr. Ahmet Ayer, psikolojik rahatsızlık tanısı konmuş ve tedavi uygulanan hastaların aşırı sıcak havadan etkilenmemesi için ilaçlarını düzenli almaları ve ilaçlarla birlikte bol su tüketmeleri gerektiğini kaydetti. "Depresyon belirtileri yaz aylarında artıyor'' İlaç tedavisini azaltan ya da düzensiz hale getiren hastaların, sıcakların artmasına paralel olarak rahatsızlıklarının da artabileceğini söyleyen Ahmet Ayer, şunları söyledi: "Özellikle depresyon belirtilerinin yaz aylarında artış gösterdiğini istatistiksel olarak biliyoruz. Bu belirtilerin fazlalaşması günlük yaşantımızın daha zor olmasına neden olmakta, uyum mekanizmamızı bozmakta ve gereksiz tartışmalara, kavgalara ve hatta birtakım adli olaylara sebep olmaktadır." Ahmet Ayer, beden ve ruh sağlığı açısından aşırı sıcak havada açık alan veya havasız ortamlardan uzak durulması gerektiğini kaydetti.

Reacties: Een reactie plaatsen





<< Startpagina

Aanmelden bij Berichten [Atom]